OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

YOKUŞ YUKARI-mustafa aslan

• YOKUŞ YUKARI

“Yokuş Yukarı,” Rıfat Ilgaz’ın yaşamının sadece Babıali ile ilgili bölümünü içermektedir. Ama bu bölüm onun yaşamının v e ülkemizin oldukça önemli bir dilimidir. Bir yazar için, basın yaşamını anlattığı ömür bölümünün anılar yumağı elbette hafife alınamaz.

Yokuş Yukarı”da tanıdık bir çok adla karşılaşıyoruz. Onları Rıfat Ilgaz’ın gözüyle, başka anı kitaplarında karşılaştıklarımızdan ayrı bir biçimde. Çünkü Rıfat Ilgaz romancı, öykücü, şair olmanın yanında bir basın emekçisidir de.

“YAZI KAÇAKÇISI”

“Bu yazı kaçakçısı da neyin nesidir, bu da nereden çıktı?” diye sorabilirsiniz. Yanıtını aşağıdaki satırlarda bulacaksınız, yazı kaçakçısının ne demek olduğunu merak ediyorsanız. Alında demokrasinin rafa kaldırıldığı ülkelerin hemen hemen hepsinde vardır, “yazı kaçakçıları.” Çevremize baktığımızda özellikle baskı dönemlerinde “yazı kaçakçısı” birileriyle karşılaşırız.

DP’nin baskıları nedeniyle, kimi yazarlar gazete ve dergilerde gerçek adlarıyla yazı yazamıyorlar, özellikle Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin. Yazarlar bir takım takma adlar kullanmak zorunda kalıyorlar. Baskılar nedeniyle takma adla yazı yazmak zorunda kalanlara Rıfat Ilgaz “yazı kaçakçısı” diyor. Kendisi de bir yazı kaçakçısı.Bu yüzden, “Hababam Sınıfı”nı Rıfat Ilgaz “Stepne” takma adıyla yazmak zorunda kalıyor. Yıllar sonra gerçek adıyla yapıtını yayımlayabiliyor, yazar.

“HABABAM SINIFI” DOĞUYOR

Yokuş Yukarı’da Hababm Sınıfı’nın ilk nasıl yazılmaya başlanıldığı yazar tarafından şöyle anlatılır. Ilgaz İlhan Selçuk’a her hafta bir öykü yazacağına bir diziye başlama önerisinde bulunur. İlhan Selçuk bu öneriyi çok olumlu karşılar.

“…

“Çok güzel! Hemen başlayabilirsin! Adı ne olsun?”

“Sözgelimi… Haytalar Sınıfı… Hababam Sınıfı… Daha… Daha…”

“Hababam Sınıfı güzel!”

Üç öykü yazıp masanın üzerine bırakıyorum.

Hemen o hafta başlıyor bizim Hababam Sınıfı…” (s.84)

“Hababam Sınıfı”nı Turhan Selçuk resimliyor. “Hababam Sınıfı” adıyla dizi arka arkaya her hafta yayımlanıyor. Rıfat Ilgaz dergi sahibi İlhan Selçuk’a “Hababam Sınıfı” adlı dizi devam etsin mi?”diye soruyor.

Hababam Sınıfı”nın sürmesini derginin sahibi İlhan Selçuk özellikle istiyor.

Herkes “Hababam Sınıfı” nın yazarı Stepne’nin kim olduğunu merak eder. Kimileri “Hababam Sınıfı”nın Stepne adlı rus tarafından yazıldığını ve Rıfat Ilgaz tarafından Türkçe’ye çevrildiğini sanıyor.

ABDÜLCANBAZ BİZİM ORADAN GEÇEMEZ Mİ?

Turhan Selçuk, Abdülcanbaz’a serüven yazmasını ister, Rıfat Ilgaz’dan. Bunun üzerine Abdülcanbaz’a serüven yazmaya başlar. Yazar serüvenin bir bölümünü Adana’da geçirtir. Abdülcanbaz çok beğenilir, okurlarca. Bir kaç gün sonra Tarsuslu gençler gelir, gazeteye, bir ricada bulunmak için. Bu rica, Adana’ya kadar giden Abdülcanbaz’ın Tarsus’a uğraması…

.

“ALİŞİM” ŞİİRİNİN YAZILIŞ ÖYKÜSÜ

“Alişim” şiirinin yazılış öyküsünü biliyor musunuz? Sizi daha fazla meraklandırmadan “Alişim” şiirinin yazılış öyküsünü anlatayım. Şiirin öyküsü Niyazi Akıncıoğlu’na ait. Akıncıoğlu şiiri yazılmasına neden olan olayı anlatır.

“…

“Bir işçi kasnağından fırlayan kayışa kolunu kaptırdı bir gün…” diye başlamıştı.

“Eee?” diye sordum, “Ne oldu kolu?”

“Ne olacak, kestiler!”

“Fabrika ne yaptı?”

“Ne yapacak… Bir rapor düzen len di… Kendi ihmalinden oldu, bir iş kazası, dediler. Yol verdiler işçiye!…”

“Niyazi be!” dedim.”Bana bu konuyu verir misin?”

“Ne yapacaksın?” dedi gülerek.

“Şiir yazacağım! Bir şairden konu istenmez ama…” (s.s. 10-11)

Rıfat Ilgaz Niyazi Akıncıoğlu’ndan izin alarak “Alişim” şiirini yazar böylece.

CAN YÜCEL’E YAKIŞAN

Yapıtta, günümüze göre ilginç bölümlerden birisi, Can Yücel’in bakan babasının makam arabasıyla okula gitmeyi kabul etmemesidir. Aslında günümüz politikacı ve yakınlarının örnek alması gereken bir davranıştır, bu.

“…Can Yücel İngiltere’ye “tahsil-i kemalat”a gitmeden önce, Gazi Lisesi’ne gidermiş. Sabahları geç kalma tehlikesini bile göze alarak babasının makam arabasına binmezmiş. Birgün babası “Bineceksin!” diye diretmiş. “Binemem ben makam arabasına! Geç kalırsam kalayım” deyince , Kızmış bizim Hasan Ali Bey:

“Oğlum,” demiş, bu arabaya binmek ayıpsa ben de binmeyeyim bundan sonra!” (s.72)

Sait Faik-Cahit Irgat çekişmesidir. Bu çekişmeler genellikle arkadaş toplantılarında olmaktadır. Ama sonuç kötü olmaz.

“…

“Sait bütün öfkesine karşın daha soğukkanlı görünüyordu:

“Ne yapacaksın? “dedi.”Vuracak mısın yani?”

Cahit ikinci hamlesini yaptı, kolunu bile kaldırdı, gelgelelim vuramıyordu. Sait’te kavgaya girmiş durum yoktu, biraz horozlanıyorsa da, ancak durumu kurtarmak içindi bu çabası.” (s. 53)

Sait Faik’e takılanlardan birisi de Orhan Kemal’dir. O. Kemal, Cahit Irgat gibi işi ileriye götürmez. O, sadece Sait’i biraz iğnelemek ister. Hepsi bu!

Rıfat Ilgaz’ı daha iyi tanımak için gazete sahiplerinden Adnan Düvenci’ye verdiği yanıtı bilmek gerekir. Bu davranışını günümüz kalemleri de örnek alması gerekir.Gazete sahibinin kalemini satma teklifine verdiği yanıt şudur: “Bende satılık kalem yoktur. Sen kendine bir başka satılık yazar ara.” (s.133)

Toplumumuzun belleğinin zayıflığından yakınırız hep. Oysa Rıfat Ilgaz bize anıları aracılığıyla önemli bir kalıt bırakmıştır. Toplumun belleğini oluşturanlardandır, anı kitapları.

Yokuş Yukarı siyasal tarihimizin kadar olduğu kadar, basın ve yazın tarihimizin gizli kalan yanlarının aydınlatılmasına yarayacak önemli bir yapıt. Özellikle günümüz yazar, şair ve gazetecilerin “Yokuş Yukarı”yı kesinlikle okumaları gerekir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016