OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

Soyutlamanın Bilinç Biçimi, Gerçekdışılık-COŞKUN ÖZDEMİR

Soyutlamanın Bilinç Biçimi, Gerçekdışılık

1. Her olgu bütündür. Parçaların bütünüdür. Parçalar ise bütünün ya da daha  tam bir deyişle olgusal bütünün veya bütünsel olgunun parçalarıdır.

2.İnsan, olguyu anlama-bilme çabasına girdiği zaman onun, parçalarına  yönelir, yaptığı işlemler parçalar üzerindedir. Çünkü olguyla duyuları yoluyla  ilişki kurar ve duyular olguyu parça parça görür, parça parça duyumsar ve  algılar. Bu tutum, bütün günlük doğal bilincin ve aynı zamanda deneye dayalı bilimin  ‘tutumudur’. Yanlış anlaşılmaktan kaçınmak için çıkarımımızın  üzerine bir kez daha basalım. Deneysel bilimler, bilme ışıklarını, bütünsel  olguyu parça parça ayırarak, bu parçalar üzerine tek- tek tutarlar. Olguya  bütünsel bakış;  teoriya (tanrısal-görü), felsefi gözün ayrıcalıklı hüneridir.

3.Bir olgunun bir parçası üzerine ışık tutarak onun ne olduğunu görme- anlama  çabası, yada arının bal toplaması gibi o parçanın bilgisini araması,  o  parçaya önceden formüle edilmiş bir soru sormakla başlar. Soruya bulunan yanıt,  sadece, formüle edilmiş olan soruya, olumlu ya da olumsuz bir yanıttır. Yani,  alınan yanıt sorulan soru ile sınırlıdır. Bir olguya ne kadar soru  sorulabileceği düşünülürse; bizim sorduğumuz sorunun yanıtının, olguyu bir bütün  olarak açıklamanın ne kadar uzağında kaldığını anlayabiliriz.

((4.Bu arada hatırımızda kalsın ki; insanoğlu bu parçalı bilmeye mahkûm  değildir. Bir bilme türü daha vardır ki; olguya bütünsel yaklaşım, bütünü  kapsayıcı sorular ve ona alınan ve alınmayan yanıtlarla bütün hakkında  kapsayıcı, kavrayıcı, zorunluluğa dayalı bir bilgi edinebiliriz. Bu bilgi türü,  felsefi bilgidir ki,  dinsel bilgiyi de kapsar.))

5. Şimdi, yeniden deneysel bilimleri de içine alan, günlük –duyusal bilinç  biçimine dönersek; daha açıkça görülür ki, olgunun bir parçasının bilgisinin  elde edilişinde, bilincin, bilgi nesnesini seçerken yaptığı ilk iş, olgunun bir  parçasını, üzerinde işlem yapacağı parçayı, olgudan koparmaktır. Olgu bir tek  olay değil, artarda dizilmiş olaylar toplamı olarak bir süreçtir, süreç;  parçaların zorunlu olarak artarda dizilmesi, birbirinin nedeni ve sonucu  olmasıdır. Bu dizgeden, dizilişten, bir parçayı incelemek üzere ayırmaya,  koparmaya   ‘soyutlama’ diyoruz.

6.Soyutlamanın ne olduğunu daha iyi anlamak için bir örnek olarak ‘yağmur’ olgusuna bakabiliriz. Her olgu gibi yağmur da çeşitli momentlerden oluşan  olayların artarda dizilmiş zorunlu birliğidir. Yeryüzündeki suların ısınması ile  buharlaştığını, buharın havadan hafifi olduğu için gökyüzüne doğru çıktığını. v.b sürecin her bir parçası arasında bağ kurmadan, sadece bir parçasını anlamaya  çalışırsak; gökten düşen su damlacıklarına bakarak bir yargıya varacağız ki; (ne  geriyi ne de ileriyi düşünmeden) gökyüzünde havadan daha ağır bir  maddenin(suyun)olması mantığa uygunsuz olması nedeniyle, suyun gökyüzünden  yeryüzüne inişinin, doğaüstü bir güç tarafından yapıldığı sonucuna varmamız  kaçınılmaz olacaktır.

7-Soyutlamanın elde ettiği bilgi, bütünselden koparılmış bir parçanın bilgisi  olduğu için, önümüze gelen bilgi, olgunun bütünsel -gerçek bilgisi yerine,  soyutlamanın yanlış, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan, yanlış nesnenin, yanlış bilgisi olacaktır.

8. Günlük yaşam içinde duyusal bilinci iş başındadır. Yani soyutlama yapan  bilinç. Buradaki bilinç biçimi günlük ihtiyaçların kendi karakterine uygun bir  bilinç biçimidir. Eksikliği baştan bilindiği için, sonuçta beklentimizi boşa  düşürecek bir eksiklik ortaya çıkmaz, işlevine uygun bir biçimin ortaya koyduğu  sonuç, istenen ve beklenende yanlış, ama yanıltıcı olmayan bir sonuç verir.

9. Tarihsel olguları bir bütün olarak değerlendirme söz konusu  olduğunda;  parça üzerinde alınan sonuç, bu analitik yöntem, olgunun  üzerine konduğunda, ya da olgu elde edilen o parçasal bilginin altına  konduğunda, yazıldığında, paydaya yerleştirildiğinde;  eşittir(=  )işaretinden sonra elde edilen sonuç, eşittir( = )işaretinden önceki ögelerle  ilişkisiz bir sonuçtur. Zira bilgi, parçanın bilgisi iken, o bilgi ile bilinmeye  çalışılan şey bütündür. Bütün, birçok parçanın bilgisini ayrı ayrı taşımasına  karşın bunların matematiksel toplamından çok daha başka bir şeydir, başka bir  cinstir, başka bir niteliktir, başka bir Kip’tedir. Bu nedenle, parçanın bilgisi  ile olguyu değerlendirmek gibi her girişim, gerçekliğin yıkımına yol açar.

10- Her bilgi aynı zamanda bir yargıdır. Yargı ise, bir bilginin dile  getirilmesidir ya da bilgi ile iş yapmak, onu kullanmaktır.

11.Bütün dünyada ve ülkemizde, bilhassa ülkemizde değil, ne yazık ki,  bilhassa tüm dünyada tarihsel olgular için, yargılamaların gereci, soyutlamadan  elde edilen bilgilerdir ve bu yüzden sonuçlar çoğu zaman saçmalama  türündendir.

12-Özellikle tarihsel olgular ele alındığında soyutlamanın sonuçlarıyla  yapılan yargılamaların saçmalığı ortaya çıkınca; yöntemde bir yanlışlık ihtimali  aramak yerine bu seferde başka bir soyutlamanın kurbanları olmak kadere  dönüşüyor.

COŞKUN ÖZDEMİR

Updated: 10 Aralık 2013 — 07:04

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016