OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

ÖLÜMÜ KAPIDA BEKLETMEK-MUSTAFA ASLAN

 

 

 

ÖLÜMÜ KAPIDA BEKLETMEK
  04 Nisan 2008

           

 

Afşar Timuçin’in Ölümü Kapıda Bekletmek adlı denemeleri “Gönül Gözüyle”  adını verdiği serininin üçüncü kitabı olarak çıktı. Denemeler felsefe ağırlıklı.  Ne de olsa karşımızda bir felsefeci var. Elbette bu yapıt bir felsefeye ilişkin bir araştırma-inceleme kitabı değil. Yazar kimileyin bir gezisinden, aile yapımızdan, aşktan, evlilikten, hırstan, eğitimden, edebiyattan… söz ediyor.

 

FELSEFE DOSTTUR

“Ruhumun bir yanını stoacıysa bir yanını da epiküroscu” dur diyen Afşar Timuçin yapıtında felsefenin gerekliliğini sık sık vurguluyor. “Neden felsefe, felsefe yaşamımıza neler katar?” sorularının yanıtlarını bulabiliriz, bu kitapta. Felsefe yapmak nedir? Yazara göre,“ Felsefe yapmak bir takım kavramlar üzerine solcu ayakları atarak ileri geri konuşmak değildir” ( s.162) Bunun yolunu da gerçek kaynak kitaplar keser ancak. İyi bir İlkçağ Felsefe tarihine çok ama çok gereksinim vardır.

Ülkemizdeki felsefe eğitiminin aksayan yönlerine de değinen Afşar Timuçin Fen-Edebiyat Fakülteleri’nde felsefe eğitimine temkinli yaklaşıyor. Başta Fen-Edebiyat Fakültesinin adını eleştirerek başlıyor işe.

Fen–Edebiyat fakültelerine sığıştırılmış felsefe bölümlerinin verimi konusunda yapılacak bir araştırma şaşırtıcı sonuçlar verebilir. her şeyden önce şu Fen-Edebiyat ortaklığını anlayabilene aşk olsun! Yani siz kimyayla ve fizikle dilbilimi ve toplumbilimi bir kaba koyuyorsunuz. Yetmiyor onların arasına hiç ilgisi yokken felsefeyi de yerleştiriveriyorsunuz.”  (s.181)

Felsefeden korkmamalıyız, çünkü o bizim dostumuzdur. Ayrıca felsefe üniversite duvarlarının dışına çıkmalıdır. Böyle olursa insanlar gündelik bilinçle yaşamaktan ve birbirini boğazlamaktan vazgeçecektir. Savaşları ve açlığı önlemek için öncelikle felsefenin yapıcı gücüne gereksinimimiz vardır.

Felsefe yapacak kişi için felsefe tarihi bilgisi çok gereklidir. Yazar bir felsefeci olarak, felsefecilerle de bu konuyu konuştuğunu ancak doyurucu bir yanıt alamadığını belirtiyor. Kısacası, felsefe tarihini bilinmeden felsefe adına ortada pek bir şey olmaz. Timuçin’in Felsefe Tarihi hocasını Macit Gökberk’i de burada saygıyla anmak gerekir.

Felsefenin yaşamımıza kazandırdıklarını öğrenmek için Afşar Timuçin’in Ölümü Kapıda Bekletmek adlı kitabına başvurmamız yeterlidir.

 

EDEBİYAT ÜZERİNE

Afşar Timuçin bir felsefeci olduğu kadar da bir edebiyatçıdır. Bu konuda yetkin ürünler de vermekle kalmayıp düşünce de üretmiştir. Ölümü Kapıda Bekletmek’de de bu konudaki denemeleriyle karşılaşıyoruz.

Edebiyatımızın önemli adları onun denemelerinin konuklarıdır. Yazarın Yunus Emre, Sait Faik, Orhan Veli, A. Kadir, Özdemir Asaf, Sabahattin Ali, Güngör Gençay ‘a ilişkin kimi saptamaları yer almaktadır.

A. Kadir’den söz ederken vefasızlık konusunu da gündeme getiriyor. Düne kadar A. Kadir’i göklere çıkaranlar bugün adını bile anmamaktadırlar. 

Yere göğe koyamadıkları herkesi kısa zamanda siliyorlar belleklerinden. Özdemir Asaf’a taparlardı. Boşvermişliğin simgesi yapmışlardı adamı. Daha önce de Orhan Veli’ye tapıyorlardı. Nazım Hikmet başlı başına bir tapınaktı. Sabahattin Ali’ler, Sait Faik’ler yere göğe koyulmuyorlardı, sonra sessizce geçip gittiler. Bugün sizi yere göğe koymadıklarına aldırmayın, sizi daha çabuk unutacaklar…” (s.102)

 

DOSTOYEVSKİ VE TURGENYEF

Timuçin, Dünya Edebiyatının önemli adlarına da yer vermiş denemelerinde. Taine’nin yaptığı gibi Albert Thiauudet’in kimi yapıtları kitaplığının üst rafına yerleştirdiğini belirtir. Karamazof Kardeşleri, Madame Bovary’yi okumamış duymamış aydınların bile bulunduğunu belirttikten sonra okura bu yapıtlar okunmalı iletisini verir. Bu yazarlar ve yapıtlar şunlardır:  Flaubert’ten Madame Bovary, Merimé’den Colomba ve Turgenyef’ten Babalar ve Oğullar’dır.  

Dostoyevski ve Turgenyef’le ilgili bölümler çok önemli bence. Dostoyevski’nin dört beş kez okuduğu Karamazof Kardeşler ve Budala yapıtı aracılığıyla kimi saptamalarda bulunur. İnsanlıkla bizim aramızda gerçek bir aracı olarak gördüğü Dostoyevski’nin yapıtlarını okuyan birinin dünyaya bakışının çok farklı olacağı görüşündedir. En başta insanı daha iyi tanıma yolunda önemli adımlar atmış olacaktır. Kendi derinlerimizi görmemize yardımcı olmaktadır, onun yapıtları.

Aile ve çocukluğun önemine değinirken Karamazof Kardeşler’e başvurur, “Çocukluğu Öldürmek” adlı denemsinde. Dış dünya çocukluğu öldürmeye eğilimlidir. Çocukluk içinde duyarlılığı da barındırır. 

Turgenyef’e gelince… Babalar ve Oğullar’daki Bazarof’la yazar arasında kimi benzerlikler vardır. Bunu Timuçin’in “Turgenyef” adlı denemesinden anlıyoruz.

“…Belki de Bazarof’da bana yakın bir şeyler bulmuştum, gerilimlerle hatta tehlikelerle dolu yaşamımın ya da daha doğrusu geleceğimin gölgelerini görmüştüm.” (s.29)

Onun Turgenyef’le ilgili yazıklarında, bugün kendimizi bulacağımız düşüncesindeyim Batı hayranlığı ve dilimizin durumu konusunda. Bir kere Ruslar’ın, o zamanlar, Batı’ya hayranlığı ve Rus kimliğinden utanmaları dikkate değer.   Baba Turgenyef çocuklarına yazdığı bir mektupta şöyle der:”Bana mektuplarınızı inatla fransızca ya da almanca yazıyorsunuz, ana dilinizden ne diye nefret ediyorsunuz bu kadar?” (s.35)

 

 

BATI

Yazar özellikle “Batılı Olmak” ve “Geçmişle Hesaplaşmak” adlı denemelerinde Batı ile ilgili görüşlerine yer vermiş, öteki çalışmalarında karşılaşsak da. Bizde Batı ne yaparsa doğru yapar görüşünün yanlışlığını yaşamından yola çıkarak anlatıyor. O, ne Batı’yı yere batırma ne de göklere çıkarma taraftarıdır. Olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymak gerekmektedir; boş bir karşı duruş ya da dalkavukluk yerine. Bugün Batı bizim bildiğimiz eski Batı değildir. Hatta, “…Fransızın Moliere’le, İngiliz’in Shakespeare’le , Alman’ın Kant’la, Hollandalının Bruegel’le… İspanyol’un cervantes’le pek bir ilgisi kalmadı.” (s.77)

Afşar Timuçin, uluslar arası ilişkilerin çıkara dayalı olduğunun ayırdında olmayan “batısever”  aydın tipinden de söz eder.

Bizim batısever aydınlarımızın bir bölümü tam tamına batı hayranlığının verdiği rehavet içinde duygusal çıkarımlarla toplumu düze çıkarmanın çocukça yollarını deneyerek kendilerini gülünç ediyorlar.” (s.130)

 

AŞK, SEVGİ VE AİLE

Timuçin, yapıtında aşk, sevgi ve evlilik kavramları üzerinde durmuş. Aşk ve sevgi başka bir şeydir. Yazar kendi özelinden hareket ederek bu kavramlara açıklık getiriyor. “Aşkın gözü kördür”   bu yüzden kolayca aşık olunabilir. Ama sevme konusunda oldukça temkinli olunmalıdır. 

“Ömründe bir kere bile doğru dürüst sevmemiş ve doğru dürüst sevilmemiş pek çok kadının adı Sevgi’dir.” (s. 91) saptamasına bulunur yazar,”Sevmek” adlı denemesinde.

 

Yazar toplumumuz hakkındaki düşüncelerini insanımızın kimi yönlerine değinerek yazmayı daha uygun buluyor. İnsanımız anlama yolunda kimi ip uçları veriyor. Bencillik, tembellik, kolaycılık gibi.

 

Afşar Timuçin’in Ölümü Kapıda Bekletmek adlı yapıtı felsefe edebiyat yanında insan ilişkileri ve toplumumuz konusunda da önemli ip uçları vermektedir.

 

Afşar Timuçin, Ölümü Kapıda Bekletmek (deneme) Bulut yayınları, Mart 2008-İstanbul                   

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016