OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

mustafa aslan’ın iskender pala yazıları:dört güzeller

 

 

 

dört güzeller

 

İskender Pala’nın Divan Edebiyatının özelliklerini romanla buluşturduğu yapıtlardan birisi de Aşkname adlı öykü kitabıdır. Dört Güzeller ise denemelerinden oluşan bir yapıttır.

AŞKNAME

Şehnaz Beste adlı öyküde Osmanlı‘daki köle ticaretinden Tanzimat Fermanı’na, batılılaşma serüvenimizin önemli adlarından birisi Mustafa Reşit Paşa’nın da anlatıldığı bir öykü. Siyasal tarihimizi yakından ilgilendiren Namık Kemal, Abdumecid adlara yer verilmiş, bu yılların önemli olaylarına da değinilmiş. Azınlık okullarının pıtırak gibi yurdun dört bir yanında bitmesi, özellikle İstanbul’da çoğalması. Zamanın önemli eğlence ve kültür merkezi Şehzadebaşı’dır. Direklerarası’nda Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”si oynanmaktadır.

Denizler Boyunca Aşk adlı öyküde Leyla ile Mecnun’dan hareketle aşk ve aşık irdeleniyor, gibi görünse de siyasal tarihimizi bu öyküsünde de barındırmış, İskender Pala.

Öyküdeki iki önemli kahramandan birisi Muallim Naci’nin öğrencisi şair Ali Ruhi öteki ise Nef’i’nin yedinci kuşaktan torunu. İkisi de sırılsıklam aşıktır ve edebiyat sevdalısıdırlar.

Ertuğrul Fırkateyni’ndeki iki aşığın yolculukları boyunca yaptıklar söyleşileri öyküyü oluşturuyor. Ama oluşan öykünün içinde Osmanlının dağılmaya, parçalanmaya başladığını görüyoruz. Yazar, Ertuğrul Fırkateyni’nin II.Abdulhamit tarafından Doğu’ya Osmanlının gücünü göstermek amacıyla yola çıkartıldığını söylüyor. Amaç Panislamizm yoluyla imparatorluğu dağılmaktan kurtarmaktır. Oysa dalga dalga yayılan milliyetçilik akımının önünde İslamcılıkla durmak olası mıydı? Kaybettiğimiz topraklar durulmayacağını fazlasıyla kanıtladı, bence.

“Sultan II. Abdulhamit’in Doğuya açılma düşüncesine ve panislamizm siyasetine hizmet edecek böyle bir seyir, geminin uğradığı limanlardaki insanlara Osmanlının…” (s. 56)

Yola çıkan bu gemi dökülmektedir, tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi. Dönüş yolunda batıyor Ertuğrul.

“Nihayet bütün gün sularla boğuşan Ertuğrul, iki saate kadar da karanlıkta çırpındıktan sonra saat 21:00’da olanca şiddetiyle kayalıklara bindirdi… Çığlıklar sahilden ta sabah kadar duyuldu.” (s.96)

Ertuğrul batmasına batıyor ama İstanbul’da sevdiklerinin yolunu bekleyenlere ne demeli?

 

DÖRT GÜZELLER

HAVA, SU, ATEŞ, TOPRAK

İlkçağdan bu yana felsefecilerin kafasını yoran konuların başında Hava, su güneş ve toprak gelir. Neden mi? Başta yaratılışla,ilgili konuları açıklamak için yazarın güzel adını verdiği hava, su, güneş ve toprağa başvururlar hiç düşünmeden. Doğrusu çok fazla düşünmeye de gerek görmezler.

İskender Pala, Dört Güzeller’le ilgili ayrı ayrı bölümlerde mitolojiye kadar uzanan bir alanda okurla birçok bilgiyi paylaşıyor. Hatta Ferhat ile Şirin konusunda Nazım Hikmet’in yapıtına başvurur. Fuzuli’yi de eklemeliyim yazarın su konusunda dikkate aldıkları arasındakilerden…

 

İSTANBUL VE SU

Evliya Çelebi “Seyahatname”sinde İstanbul’un sularının tadını öve öve bitiremez.

Pala, Dört Güzeller’den biri olan Su ile ilgili bölümde, İstanbul’un Suları” konusunda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir adlı yapıtına başvuruyor. Tanpınar’ın yapıtının başlangıcında İstanbul’un sularının övgüsüyle başlıyor.

Pala’nın İstanbul’a su getirilmesi konusuna değindiği “KIRK ÇEŞMEDEN TAKSİM MAKSEMİ’NE” adlı bölümde kanuni Sultan Süleyman’ın ve Mimar Sinan’ın İstanbul’a su getirme çabalarını anlatıyor.

“Mimar Sinan, bu inşaatta tam dokuz yıl çalıştı ve yaptığı bentlerden şehirde tam kırk çeşmeden su akıttı. Kırk çeşmeye su getiren kanal İstanbul’un üç su şebekesinden biriydi.” (s.s. 188-189)

Buraya kadar aktardıklarımız sadece su konusunda yazdıklarıydı Pala’nın. Ya toprak hava ve ateş konusunda İskender Pala’nın bu ilginç yapıtında yer alanları okumamak olur mu?

 

*İskender Pala, Aşkname, Kapı Yayınları-İstanbul

*İskender Pala, Dört Güzeller, Kapı Yayınları-
İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016