OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

mustafa aslan’ın dilin zamana dokunduğu ile ilgili yazıları

GÜNLÜKLERDEN MUTLULUK ŞARKISI

Feyza Hepçilingirler’in, gazetede yayınlanan günlüklerinin bir bölümünün “Dilin Zaman Dokunduğu” adıyla okuruyla buluştu. Yapıtının ikinci bir adı daha var: ”Türkçe Günlükleri.” Yaşamın içinden çıkıp geliyor, yapıttaki her günlük bir mutluluk şarkısı söyleyerek.

Yakın zamana değin, edebiyat değil ama, dil üzerine yazıların okuyucusu oldukça sınırlıydı. Rahmetli Ömer Asım Aksoy usuma ilk gelenlerden birisi. Yok denecek kadar da azdı. Gazetelerdeki köşelerinden Feyza Hepçilingiler gibi yazarlar işi magazinleştirmeden, “dil” konusundaki yazılarıyla insanımızın ilgisini çekmeyi becerdiler. Bu azımsanacak bir şey değil.

Yapıtı bölümlere ayıracak olursak, Türkçe, edebiyatımız ve… Feyza Hepçiligirler’in gezip gördüğü yerlere ilişkin çok ayrıntılı olmasa da hoş izlenimleri var.

“TÜRKÇE KURTULUŞ SAVAŞI VERİYOR”

Feyza Hepçilingirler’e göre, “Türkçe bugün Kurtuluş Savaşı veriyor. ABD emperyalizmine karşı kaçınılmaz bir savaş.”(s.51) Onun bu yargısına katılmamak olası mı? Dilimiz, bugün bir var olma savaşımı vermektedir. “Türkçe Günlükleri”nin yazarı, bu savaşımda Türkçemizin bayrağını en önde taşıyanlardan birisidir.

Hepçilingirler tek başına bir kurum gibi, her hafta yazabileceği sözcük sayısı sınırlı köşesinden, elinden geldiği kadar bir şeyler yazmaya çalışıyor.

Yazarın üzerinde durduğu en önemli konular arasında, İngilizcenin dil yapımızı bozarak günlük yanlış kullanımlara yol açması. Örneğin: Gösterme adılının (işaret zamiri) yanlış kullanımıyla kişinin eşyalaşması. Bunu şöyle açıklıyor:” Amaç insana “eşya muamelesi yapmak”; yani küçümseme, hatta hakaret değilse bu sözcükleri insan için kullanmayız. Kullanmamalıyız. İngilizcede öyle deniyor diye, Türkçenin bu inceliğini niye gözden çıkaralım?” (s. 46)

Kitapta üzerinde durulan çok konu var. Yazar elden geldiği kadar bunları belli başlıklar altında toplamaya çalışmış, ama…

Bir başka konu, “Dilsel Estetik” Başlığı altın da veriliyor. Yazar, “İşitsel estetik kaygısının Türkçe olanı yeğleme yöneliminin önüne geçme tehlikesi” (s.48)ne dikkat çekiyor, haklı olarak.

RESMİ KURUMLARIN İNGİLİZCE SEVGİSİ

Hepçilingirlerin dikkat çektiği önemli bir konu: Resmi kuruluşların Türkçe karşılıkları olan sözcüklerin İngilizcelerini yeğlemeleri. İngilizcenin araç değil, amaç olduğunu belirtiyor. Çok korkunç! Türk Hava Yolları’nın dergi adından başlayalım isterseniz. THY’nin dergisinin adı: Sky Life… Toplu Konut İdaresi (TOKİ)’nin yaptırdığı evlere verdiği adlara bakar mısınız? Sözü yazara bırakmak daha doğru olur diye düşünüyorum. “Court, olimpia, residence, all inclusive gibi adları “yüksek gelir grubunun üzerinde pozitif etki yaratmak” amacıyla veriyormuş TOKİ. Niye? Zenginlerimizin Türkçeyle arası iyi değil mi? İngilizce bilmeyen yoksullarla Türkçeden hoşlanmayan zenginler arasında dilsel uçurumlar açmaya mı çalışıyor?” (s.162) Başka söze gerek var mı?

Çok sık kullandığımız, ama nasıl kullandığımızı bilemediğimiz kimi sözcükler üzerinde durmuş haklı olarak. Arabalı vapur mu, araba vapuru mu doğru kullanım? Elbette araba vapuru! Taşıt aracı mı, araç mı, yoksa taşıt mı? Şair kadın mı, kadın şair mi? Yanıtlar gezginin günlüklerini oya oya işlediği yapıtında. Yapım ve çekim eklerinden sonra özel adlara gelen eklerin kesme işaretiyle ayrılmaması, dilimizde önemli bir yeri olan eylemsilerin, İngilizce cümle yapısına uygun cümle kurma özentisi içinde olanlar sayesinde…

KÜRESELLEŞME VE DİLİMİZ

Feyza Hepçilingirler, küreselleşmenin dilimize olumsuz etkileri konusunda oldukça duyarlı. Türkçe konusunda politik yaklaşımlar bir yana bırakılmalı. Küresel saldırı karşısında dilimizi korumanın ve geliştirmenin biricik yolu birlikteliktedir.

“Şimdiye kadar Türkçenin başına ne geldiyse Türkçeye politik yaklaşmaktan ötürü geldi. Herkes kendi politik bakışı çerçevesinde yaklaştı. Oysa Türkçeden yana olmak, önkoşul gerektirmemeli…” (s.205)

İngilizce hayranlarınca, ne İngilizce ne de Türkçe olan sözcükler ortaya çıkıyor: Türkilizce. Bu konuda belediyelere büyük görevler düşmektedir. “… Türkiye’nin bir yerlerinde Türkçe olmayan (hatta İngilizce de olmayan, Türkilizce diyebileceğimiz) adları çağdaşlık sayan belediyeler varsa onlara önemle duyurulur.” (s.293)

DİLDEKİ SAPIKLIK

Feyza Hepçilingirler, hiç bir dile ait olmayan sözcüklerin ortaya çıkmasını sapıklık olarak niteliyor. Dilde sapıklık neden olmasın? Bununda altını deşelediğimizde ruhsal bozukluklar da çıkacaktır, öteki etkenlerin yanı sıra.

“Tabelalarda ve markalardaki yabancı ve garip dilin İngilizce olduğunu sanıyoruz… Ne idiği belirsiz bir dil bu. “Coondra” nece örneğin? Dönerchi, tawuk, keb-up” hangi dilin sözcükleri? Türkçenin mi İngilizcenin mi? Türkiye’nin her yanını sardı bu sapıklık… “Harby lezzet” diye reklam yapanlar çok mu böbürlenirler?” (s.173)

Yazarın dediği gibi, “Bizden adam olmaz düşüncesinden kurtulmalıyız.” Hemen!

GEZİ, EDEBİYAT VE DİL

Hepçilingirler’in rüyasında, Evliya Çelebi’yi görüp görmediğini bilmiyorum. Ama çok gezen birisi olduğu su götürmez bir gerçek.

Dilin Zamana Dokunduğu sadece dil yazılarını içeren bir yapıt değil. Hemen belirtmek gerekir ki, Feyza Hepçilingirler’in zevkle okunan gezi izlenimleri var. İyi ki var.

Onun gezileri İstanbul içi, yurt içi ve yurtdışı olarak sıralayabiliriz.

Yazar ezip gördüğü yerlerin doğal güzelliğinden çok “edebiyat” ve “dil” le ilgili olanlarını akıcı bir dille sunmuş okura. Onun gezileri sayesin de yurdumuzda ya da Avrupa’nın herhangi bir yerinde düzenlenen edebiyat etkinliğinden haberdar oluyoruz.

Sıkılmadan okunabilen günlükler arasından kimileyin tanıdık adlarla da karşılaşmamız olası. Çünkü o, sadece yazarları günlüğüne almamış. Anadolu’nun herhangi bir yerinde –özellikle kadınlar- katıldığı etkinlikteki tanıştığı kişileri de konuk ediyor, sözcük sayısı sınırlı günlüklerinin başköşesine.

Ayvalık’ın kaç ünlüsü olduğunu biliyor musunuz?

“Ayvalık’ın üç şeyi ünlüymüş: Kedisi, delisi, ölüsü.” (s.17) Bundan sonrasını merak edenler, Dilin Zamana Dokuduğu’ndan okumayı sürdürebilirler.

DÜŞÜNSEL DAMAK TADI

Dilin Zamana Dokuduğu, usta bir yazarın yaşamın içinden süzülüp gelen, içeriğini dil ve edebiyatın belirlediği günlükleridir. Türkçe ve edebiyat konularında duyarlı olanların dışında, yaşamın başka renklerini arayanların da okuyabileceği “lezzetli” bir kitap. Düşünsel damak tadınıza yabancı düşeceğini sanmıyorum.

*Dilin Zaman Dokuduğu, Feyza Hepçilingirler, 1. Basım Everest Yayınları, Mart 2007-İstanbul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016