OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

Mirza Habib İsfehani’nin Türkiye Serüveni

Mirza Habib İsfehani’nin Türkiye Serüveni

Mirza Habib İsfehani (1835 (Ben Bakhtiari) -1893 (İstanbul) sözcükleri birilerine batacak kadar keskin dilli bir şair diye başlamak doğru olur diye düşünüyorum, İranlı şairi tanıtmaya.

Çünkü İran’ı baskıcı bir yönetimden kurtarmak istiyor ve sadrazam sipehsalar Mehmed Han’ı yerdiği şiiri nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. “Kelleyi koparttırmaktansa yurt özlemiyle yaşamak yeğdir” diyor sanırım.

Enveri, Feruhi-yi Sistani, divan şairlerimiz ve …

İran’ın ünlü kaside şairi Enveri (ö. 585/1189 [?]) ‘nin Sultan Sencer’e yazdığı kasideleri sunduğu gibi yapsaydı ya da Feruhi-yi Sistani (ö. 429/1037-1038)‘nin Gazneli Mahmud’un şairleri arasında yer aldığı gibi dönemin yöneticisinin şairi olsaydı, bizim  divan edebiyatı şairleri gibi yöneticilere aykırı şeyler yazmasaydı başına aşağıda yazacağım şeyler gelmeyecekti. Başına yazdıklarım gelmeyecekti ama  İsfehani Habib Mirza da olabilecek miydi? Bilemiyorum.

Sözü bu konuda çok da uzatmak istemiyorum…

Yukarıda adını andığımız her şairin de başlı başına bir değer olduğunu belirterek söz yolumuza devam edelim derim.

Nef’i ve Figani gibi kelleyi kaptırmaktansa…

Eee hicvin keskin oklarını birine batırırsın da yerinde yurdunda kalman bir yana Nef’i ya da “ İbrâhîm âmed be-dâr-ı cihân/ Yekî büt şiken şûd yekî büt nişân” diyen XVI. yüzyıl Divan şairi Figani  gibi kelleyi kaybedebilirsin de.

İsfehani, kendisinden çok önce (17. yüzyılda) yaşamış olan Nef’i gibi kelleyi kaybetmiyor ama yerini yurdunu terk edip Osmanlı topraklarını zor atıyor kendini hem de ne atış! Yaralı bir şekilde…

XIX yüzyıl ortalarında Osmanlı topraklarına kaçmasa sonu birçok yöneticiyi hicveden şaire benzeyecekti. O, bilmiyorum Nef’i’nin başına gelenlerden haberdar mıydı, bilmiyorum,  ama kelleyi vermek yerine kaçmayı yeğledi. İyi ki Osmanlı topraklarına yaralı da olsa kendini atmış. Çünkü   Osmanlı uyruğuna geçtikten sonra Galatasaray Lisesi’nde 12 yıl öğretmenliğini ve unutmadan tam yirmi beş yıl memuriyet yaşamı olduğunu söyleyelim.

Farsça Ahter gazetesi yazarı

Kısa zamanda entellektüel camiada aranan bir kişi haline geliyor. İstanbul’da ilk farsça gazete  Ahter‘in   yazarlığını yapıyor, Esfehani  Habib Mirza, yazdığı ve çevirdiği kitapları bir yana bırakarak söyleyecek olursak. Hadi yazdığı Hat ve Hattatân adlı iki kitabı anmadan geçmeyelim…

Nazım Hikmet, İsfehani ve memleket özlemi  

Nazım Hikmet de   İsfehani gibi yaşamını memleketinden uzakta sürgünde  sonlandı. Ancak memleket özlemi onun hemen hemen her dizesine sindiğini okuyoruz, şiirlerinde.

İstanbul’un Tophane semtinde çok iyi yaşamasına karşın memleketinin özlemiyle son nefesini verdiğini düşünüyorum. Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü  terekesinde çıkan 110 İrankari kilimin memleket özlemin en iyi belirtisi olduğu inancındayım.

Zengin bir kütüphanesi olduğunu belirtmeliyim. Evine konuk ettiği gezginlerin seyahatnamelerinde bu konuda izler görüyoruz.

Galatasaray Lisesi’nde dersler de veren İsfehani farsça, fransızca ve arapça biliyordu. Zaten fars dili üzerinde de epeyce kafa yormuş birisi olduğu görülüyor.

Geride hoş bir sada bırakarak, aramızdan ayrılan İsfehani iki ülke arasında   kültür köprülerinden birisidir, diye düşünüyorum.

 

 

 

Mustafa ASLAN

:::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016