OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

kestane karası ile ilgili mustafa aslan’ın yazıları

KESTANE KARASI

Engin Aktel’in ilk romanı adını bir fırtınadan alan Kestane Karası’dır. Bu, yazarın ikinci romanı Son Eylül’ün öncesini oluşturan bir yapıt gibi düşünülebilir. Çünkü Burgazada’da yaşayan Rum vatandaşlarımızın yaşamını anlatıyor her ikisinde de. Son Eylül’ün birçok açıdan Kestane Karası’ndan farklı yönleri de vardır.

Yıl:1940

Kestane Karası Burgazada değişik etnik kökenden kişilerin kardeşçe yaşadıkları bir yerdir. Ada halkı yazlıkçıları saymazsak geçimini balıkçılıkla sağlamaktadır. Stelyo da bunlardan birisidir. Eşi Despina ve kızı Elpida ile mutlu yaşamaktadır. Erzincan depreminden sonra Burgazada’ya gelen Sami adındaki genç Stelyo’nun yanında çalışmaya başlar.

Stelyo, bir gün yanında Sami olmaksızın balığa çıkar ve geri dönmez. Romanın sonlarına doğru Stelyo’nun ölmediğini öğreniyoruz. Nasıl mı? Sansar Nuri’ye Sami’nin düğünü bastırıp Despna’yı yaralar. Yaralanan Despina hastaneye kaldırılır. Burada Stelyo ile karşılaşırlar. Stelyo geçmişini anımsamamaktadır.

Her yerde olduğu gibi bu huzuru bozan kişiler burada da var. Yaşadığı yerde Cudi adıyla bilinen ve orada bir cinayet işleyerek adaya gelen kendini Sansar Nuri olarak tanıtan kişi ve çevresindeki birkaç kişi. Yazar romanda Sansar Nuri’ye doğal bir ceza verme yolunu seçmiş. Patlayıcıyla balık avlayan Sansar Nuri’nin yine balık avladığı sırada patlama sonucu kolu kopar.

“Kanlar içinde kalan Sansar Nuri, doktorun yardımı ile tekneden çıkartıldığında sol kolunun omuz hizasından kopmuş olduğunu gördüler. Kimse damla bile acımamıştı Nuri’ye. İçlerinden “oh olsun” diyenler bile vardır…” (s.106)

DENİZ VE EMEKÇİLER

Kestane Karası, Burgazada hakkında bilgi vermenin yanında deniz emekçileri, çevre adalar, hatta Marmara Denizi’ni de tanımamıza yardımcı olabilecek bir yapıt. Balık adlarından tutun da adaların eski-yeni adları verilmekle kalmayıp neden bu adı aldıkları yer yer anlatılmaktadır: Tavşan (Neandros) Adası, Heybeli Ada, Sivriada, İsabalığı Hristospari), Bozburun, Hayırsız Ada, Kaşık Adası, Kumbaros Taşı, Vordonos Kayalığı, Büyükada, Kerteriz, Sedef Adası, torik balığının zindane cinsi, Kaşık Adası…

Engin Aktel’in Kestane Karası deniz emekçilerinin romanıdır. Kahramanlarının hepsi de Burgazadalı’dır ve ekmeğini denizden çıkarırlar.

“Sabri sözlerini bitirmeden Sami kapıdan girmişti. Herkesin soba kenarında toplanmış olduğunu görünce şaşırdı. Genelde kahvede toplananlar sohbet etmez kağıt oynarlardı. Demek ki kimsede para kalmamıştı. Üçüncü gün de devam eden fukaralığa tuz biber ekmişti.” (s.103)

İYİLİK

Yazar dini bağnazlığa değinmiş. Burada Elpida ile Sami’nin evliliğine giden yoldaki engellerden daha önce yaşanan Hıristiyan-Müslüman aşkının hüsranla sonuçlanmasını örnek göstermiş. Hıristiyan cemaatinin karşı çıkacağını, böyle bir evliliğin olmayacağını romanın kişileri ağzından geçmişte yaşananları örnek vererek anlatmış. Ama Sami’nin çok iyi bir insan olması cemaatin bu olumsuz görüşünü olumluya çeviriyor. Olmaz gibi görünen evlilik gerçekleşiyor. Yazar bununla halklar arasına konan din, etnik köken mezhep gibi ayrılıkların yapay olduğunu belirtiyor, bana göre. Sonuçta karşılıklı iyi niyetin her şeyi çözebileceğini görüyoruz, Kestane Karası’nda.

Romanın oturtulduğu görüşü şöyle özetleyebiliriz. İyi ya da kötü ulus yoktur. İyi ya da kötü insanlar vardır. Engin Aktel’in bu görüşüne katılmamak olası mı?

Hele hele Panos Karnezis’in Ruhlar Labirenti adlı romanında yazdığı gibi işe bir de emperyalist ülkeler el atarsa… Kardeşçe yaşayan halkları düşman etmek çok da zor olmaz onlar için. Çünkü bu işin ustasıdırlar. Ama kardeşliği korumamız gerektiğini anımsatan Kestane Karası ve Son Eylül gibi yapıtlara gereksinimiz vardır.

*Engin Aktel, Kestane Karası, Everest Yayınları-İstanbul

*Engin Aktel, Son Eylül, Everest Yayınları-İstan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016