OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

isyan makamı

“Korku İmparatorluğu”nun yıkılışı: İsyan Makamı! “

İşte size, başkaldırı günlerinin ateşi içinde, tam zamanında ortaya konan güçlü bir yapıt: İsyan Makamı! Hüseyin Haydar ‘Zor Günlerin Şiirleri, ‘Doğu Tabletleri’ ve ‘Acı Türkücü’den sonra ’ ‘İsyan Makamı’ ile sanatını bir kez daha toplumun, mücadele eden kitlelerin hizmetine sunuyor. Şair, ‘İsyan Makamı’nda yaşadığımız günleri, şiirin güzel ve güçlü diliyle tarihsel ve evrensel kökenleriyle ortaya koyuyor. Yapıt üç ana bölümden oluşuyor: ‘Alnı Çobanyıldızlılar’, ‘Şu İki Bin On iki Yılının,’ ve ‘ Savaşı Anayurt Kazanacak’. Saldırı ve direniş Yakın tarihi yazmak, hele hele şiire taşımak sanıldığı kadar kolay değildir. Şair Hüseyin Haydar ülkemizin son 10 yıllık tarihini şiirinde veriyor, tarihsel bağlarından koparmadan. Ülkemize, ABD ve yerli işbirlikçileri tarafından birçok yönden planlı saldırlar yapıldığını şiirlerinde belgeliyor. Geçmişten bugüne bu topraklara ihanet eden işbirlikçiler olduğunu şiirinde açıkça söylüyor, şair. Dün ‘Yanki Sait’ olarak adlandırdığı, yabancı parmağı olduğu su götürmez bir gerçek olan Şeyh Sait Ayaklanması türünden olanları belirtiyor. Bugün ise aynı yolu ve yöntemi denemeye kalkanlara dur diyecek bir söz söylüyor: ’Çıkma büyük millet direğine. ‘ Çünkü çarpılırsın, yok olursun. Sait Yanki’nin yerini kurulan ihanet çadırları, ‘Paratapar sapıkları,’ Asena’yı çakal hoca’ya yedirenler, ‘Ulusal Tecavüz Kulübü,’ ‘ihanet barikatları,’ ‘Atlantik kuzuları,’ ‘haçlı yobazı,’ ‘cemaat Cizviti,’ ‘küresel zina mahfilleri’ olarak adlandırdıkları, Pensilvanya ihanet bürosu’ndaki cemaatin aldığını şiirin birçok yerinde kullandığı deyimler ve sıfatlarla açıklıyor. Tanrı Dağı kadar Türküm derdin,/ Künyeni Sam’a gönderdin. / Maraş’ta Çorum’da bebek keserdin/ Bugün zehrin sıkıyor Şam’a./ Hıra Dağı kadar Müslüman idin,/ Üç tekbirle yol keserdin,/Yaslandın şimdi Pentagon’a. (Amerkano, Türko İslamo, s.51) Küresel saldırı bununla bitmediği Hüseyin Haydar’ın sözcük seslerine kulak verdiğimizde anlıyoruz. Şair, bir takım komisyonculardan söz ediyor, saldırı sürecini verirken. Bunlardan hemen bir kaçını saymak gerekiyor :Barış, yargı, darbe, yolsuzluk … komisyoncuları. Hepimizin belleğinde kayıtlı yaşananlar. Ancak bir şairin diliyle ve hele hele Hüseyin Haydar’ın şiir diliyle bu başka bir biçimde kendini gösteriyor. Yurtsever tutsaklar için kurulan Silivri nöbet çadırlarını dışarıda tutarak söylemek gerekirse, ‘Kıyamet Çadırı’ kurulduğunu, bunlar arasında Habur’da kurulan çadırı da şiirinde söz konusu ediyor. Uzun namlulu şiir ve isyan Hüseyin Haydar’ın ‘İsyan Makamı’ adlı yapıtında ”uzun namlulu şiir” deyimini kullanması dikkat çekiyor. Şiiri bir mücadelede olması gerekenler arasında görüyor. Usta şair isyan hakkını ve kültürünün kaynaklarını veriyor. Şair bu kaynakları ulusal ve evrensel katmanlara inerek dile getiriyor. İsyanın kültürümüzdeki damarına girerken de derin bir bütünlüğü yakalıyor. Türkmen İsyanı’ndan başlayarak dünyadaki sayılı isyan ve isyancı örneklerini bugünün aynasından yansıtarak, insanlığın birbirine bağlı başkaldırı geleneğine göndermeler yapıyor. “İsyan sokağa iner, kişi celladını yer” diyen Hüseyin Haydar tarihsel süreç içinde kültürümüzü oluşturan önemli kişilik ve yapıtaşlarının adlarını şiirine kayaya kazır gibi kazıyor. Şair, Battal Gazi, Aşık Şükrü, Sebahattin Eyyubi, Hacı Bektaş Veli, Maraş bozlağı, Şirin ile Zin, Yunus Emre, Karacoğlan, Piri Reis vb. yakın tarihimizde saydığı adlar arasında Namık Kemal, Kartallı Kazım, Şahin Bey, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Kubilay, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş ve son olarak Diyarbakır’ın Bismil ilçesi Cumhuriyet Köyü Muhtarı , Mehmet Tanrıkulu, adlarını şiirlerinde anıyor. Ülkemiz dışında şiirlerinde andığı birkaç adı da şöyle sıralayabiliriz: Gitar çalmasın diye elleri kesilen Victor Jara, Petöfi, Hose, Savo, Chavez, Simon Bolivar, Attila Jozef… “…/ İşte karşınızdayım, göğsüm Yunus,/ Ağzım ejderha, kanadım Anka, dilim Pars,/ Kullanacağım silahlarımı, geldi sırası./ Bilek, ya istiklal ya ölüm, makamım isyan, / Ne demiş Hürriyet’in arslan Ziya’si:/ Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. “ (Milli Ordu Benim, s. 78) “Ayaklanan bayrak yakar güneşi” diyen Hüseyin Haydar, yaşanan olumsuzlukları şiirine dize dize örerken okurun gönlüne korku salmıyor, tersine şiirlerinde umut dağıtıyor.’ Kırmızı ‘beyaz alarm’dan söz eden şair ‘al şafağı kalpak gibi giyme’ ve ‘yurtseverler karargahlara’ çağrısında bulunuyor. ‘yeminler edildi, yıkılacak Silivri’ derken tutsak yurtseverlerin kurtarılacağını kararlıkla haykırıyor. Hüseyin Haydar şiirinde isyan ve yurt savunması konusunda kararlılık baştan sona kendini gösteriyor. Şiirlerin geneline baktığımızda bu isyanın özünde bir ‘vatan, namus savunması’ olduğu görülüyor. “…/ Nasıl isyan ettiyse atalar, / Yassıyan dağda diklenen yazıda / Yürek yanına yürek ekleyerek, / Güç üstüne güç yükleyerek, / Nasıl kurduysa kardeşlik yurdunu… / Daha fazlasını kuracağız… (Şu İki Bin On İki Yılının, s.74) Siyasi tarih ‘Zor Günlerin Şiirleri’ ve ‘Doğu Tabletleri’nde olduğu gibi Hüseyin Haydar ‘İsyan Makamı’ adlı yapıtındaki şiirlerinde de siyasi tarihin izleri sürülebiliyor. Türk tarihinin kısa bir özetini görebildiğimiz şiirlerinde günümüze yoğunlaşıyor. ABD’nin Ortadoğu başta olmak üzere yeniden şekillendirmeye kalktığı, ancak bölge ülkelerinde yaşayanları yaşamlarından ettiği, onurlarını ayaklar altına aldığı onun şiirlerinde Türkiye merkezli olarak görülüyor. Şair bölgeyi elde etmenin yolunun Türkiye’yi çözmekten geçtiği gerçeğinden hareketle yapılanları veriyor. Ergenekon, Balyoz operasyonları başta olmak üzere ordumuzun çökertilme, bağımsızlığımızı yitirme sürecini de bu bağlamda şirine taşıyor, çok daha gerilere giderek. “…/Bir CD daha vardı, balyoz kıramaz, / İman tahtasından yapısı,/ Karınca hakkının kayda geçirildiği,/ Ateşin sahibince, burçlu gök katlarında.” (Yalandan Çatlayan CD, s.44) “Başkaldırmak boynunun borcudur,” diye seslenen Hüseyin Haydar’ın ‘İsyan Makamı’ adlı yapıtında şiirlerinde “Savaşı anayurt kazanacak” muştusunu veriyor. Türkiye’nin üzerinde esen fırtına sonrası, “Doğuracak yüzyılın kollarına,/ Doğuracak Avrasya’nın en güzel çocuğunu” dizelerinin altını çizmek gerekiyor. İsyan günlerinin kıyısında değil tam ortasında yaşayan Hüseyin Haydar, bugünkü devrimci mücadelenin şairi olduğunu İsyan Makamı ile bir kez daha kanıtlıyor. İsyan Makamı’nın şiirleri bir edebiyat yapıtı oluşturmayla birlekte geleceğe iletilen canlı bir belge olma niteliğini de taşıyor. Hüseyin Haydar’ın Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın yanı sıra sosyal medyada toplamda milyonlarca paylaşılan şiirlerinin, korku imparatorluğunun yıkılmasında büyük payı olduğunu söyleyebiliriz.

Mustafa ASLAN

Hüseyin Haydar, İsyan makamı, I. Basım:Kaynak Yayınları, İstanbul, Haziran 2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016