OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

güngör gençay’la söyleşi-kadir incesu

YAŞAMI UMUDA UYARLAMA USTASI GÜNGÖR GENCAY

Şair, yazar, yayıncı Güngör Gencay’ın 60. sanat yılı nedeniyle Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından “Emek
Edebiyat” adıyla bir saygı gecesi düzenleniyor. Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezinde 17 Ocak
Salı günü saat 19:00’da başlayacak etkinlikte Mustafa Köz, Cengiz Gündoğdu, Osman Bozkurt, Öner Yağcı,
Gülsüm Cengiz Güngör Gencay’ı anlatacak. Gecede Mehmet Altun, Cansu Fırıncı, Cengiz Kılçer, Nalan Çelik
ve C. Hakkı Zariç Güngör Gencay şiirleri yorumlayacaklar. Müzik bölümünde ise Özge Ünlü ve Vahap Ünlü
sahne alacaklar. Gülsün Gökalp’in sunuculuğu üstleneceği gecede Kadir İncesu da slayt gösterisi sunacak
Kadir İncesu’nun Güngör Gencay ile bir süre önce yapmaya başladı uzun söyleşiden kısa bir bölümü de sizlerle
paylaşıyoruz.

Bugüne kadar çocuklar için 43, büyükler için 26 (Antolojiler dâhil) kitabınız yayımlandı. Yazmak sizin
için ne ifade ediyor?
Bana göre hayatın içinde her şeyin, bir ihtiyaç karşılığı olarak yapılıyor olması gerekir. Karnınız acıktığı zaman
yemek yersiniz. Tok olduğunuzda yerseniz, rahatsız olursunuz. Yetiştirdiğiniz sebze, meyve ve çiçeğin suya ve
gübreye ihtiyacı vardır ama bunları ihtiyacından fazla verirseniz, ya çürütür ya kurutursunuz.
İçmeyen için, sigara hiçbir anlam ifade etmez. Ama tiryaki için ihtiyaçtır. Sanatı ihtiyaç haline getiren de büyük
ölçüde dış dünyadır. Elbet, benim yaşamıma da ihtiyaç olarak girdi. Uğraşımın meyvelerini somutlaştıran
yazmayı ise, maddi getiri düşünmeyen çiçek yetiştiriciliğine benzetiyorum. Ektiğiniz tohumu, bin bir özenle
yetiştirip büyüteceksiniz ve sonunda size yalnızca övüncü kalacak. En azından benim için öyle.

Şiirin yanında derlemeler, çocuk kitapları, deneme ve inceleme kitaplarınız da var. Hiç şiire haksızlık
yaptığınızı düşündüğünüz oldu mu?
Doğrusunu söylemek gerekirse, düşünmedim. Çünkü çekilen fotoğraflar duygu ve akıl süzgecinden geçtikten
sonra, kimi şiir, kimi de öykü potasına giriyor. Orada ifadesini ve biçimini buluyor. Aynı dilin kullanılmasına
karşın, anlatımda farklılıklar oluşuyor. Örneğin; şiir fazla sözcük ve ayrıntılı anlatım kabul etmez. Oysaki öykü
ya da romanda yarattığınız karakterleri ve ilişkilerini açmak, belki de uzun uzun anlatmak zorundasınız. Peki,
bunlar şiirde de yapılamaz mı diye sorabilirsiniz. Elbette yapılabilir. Nazım Hikmet’in “Memleketimde İnsan
Manzaraları” bunun güzel örneklerinden biridir. Ama unutmayalım ki Nazım Hikmetin de bazı eserlerinde şiir
dışındaki sanat türlerine başvurduğu görülür. Bana gelince; halk arasında bir tekerleme vardır “Adım Hıdır,
elimden gelen budur.”

Hem yetişkinler hem de çocuklar için yapıtlar veriyorsunuz. Hangisi daha önemli sizin için… Çocuklar
için yazmanızda “Bugün bize yetmez” düşüncesi mi etkili oldu?
İkisi arasında bir önem sıralaması yapmayı hiç düşünmedim. İkisi de önemli benim için. Çünkü ikisinde
doğru bildiklerimi hayattan ve gerçeklikten koparmadan yazmaya çalışıyorum. Bu yöntemin, herkesin hoşuna
gitmesini beklemek, hayalcilik olur. Despot bir baba, özgürlük isteyen bir çocuğu konu alan öyküyü, kendi
çocuğuna okutmak istemez. Bu ve buna benzer çelişkiler toplumun değişik katmanlarında yaşayan insanlar
arasında yaşanıyor. Ama bana göre en önemli şey, çocuğun duyarlık ve sorumluluk kazanmasının yolunu
açmak. Bu bağlamda “Bugün Bize Yetmez” saptamasının, son dönemde çocuklara ilişkin yazdığım kitapların
ana fikri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bugünün kendilerine yetmemesi durumunda, yarının güzellik
kapılarını açabileceklerine inanıyorum.

.Aklıma ilk gelen Güngör Gençay şiiri “Barış Eylemcisi Rachel” şiiri… O şiiri hangi duygularla
yazdınız?
Bilindiği gibi Rachel, Irak’ı işgal eden ABD askerlerinin bir evi yıkma girişimini engellemek isteyen ve tankın
paletleri arasında can veren, sorumluluk duygusunu yitirmemiş bir ABD vatandaşı. Yaşadığı bu olay beni çok
etkiledi ve Rachel’e hayran oldum. Hayran olmakla kalsaydı, belki bu şiiri yazamazdım. Kendimi Rachel’e ve
onun gibi barış eylemcilerine karşı borçlu hissettim.

Ülkemizde yazarak yaşamak mümkün mü?
Yazmak olgusunu ayrıştırmak gerekir önceleyin. Gazeteciliğin yanı sıra şiir, öykü, roman dallarında eser
üreten yazarlar var. Bunlar yazdıklarıyla yaşamlarını sürdürüyorlar. Reklam yazarlığı da yaşamı sürdürecek
getirisi olan bir meslek olarak görülüyor günümüzde. Edebiyat cephesinde yer alan yazarları, bölümlemeler
içinde değerlendirmek gerekir. Örneğin, dinci gruptaki yazarların birçoğu yazarak yaşayacak durumda. Çünkü

aralarında tarikat farklılıkları olsa da, Allahın çatısı altında buluşuyorlar. İnanç birliği aralarındaki dayanışmayı
da güçlendiriyor.
Sermayeye sırtını dayayan ya da sermayenin gözkoyduğu yazarlar, çeşitli olanakları kullanabildiklerinden,
yazdıklarıyla yaşayabilecek durumdalar.
Bir de, sayıları çok az da olsa, adları, hayattaki kimi olay ve kişilerle özdeşleşmiş, eserleri tiyatro ve sinema gibi
değişik sanat türlerinde kullanılmış, bileğinin hakkıyla yaşamını sağlayacak parayı kazanan sanatçılar var. Ama
en büyük grup, geçimini sağlamak için sevdiği ya da sevmediği bir işte çalışan yazarlardan oluşuyor. Demek
oluyor ki, ülkemizde yazarak yaşanmıyor.

Gerçek Sanat Yayınevi aynı zamanda dostlarınızla da buluşma yeriniz… Arkadaşlığı “Bir koro içinde
tek ses olmak” olarak tanımlayan Güngör Gençay’ın Gerçek Sanat Yayınlarına yolu düşen dostlarını
da sormak istiyorum. Yayınevinin her duvarındaki fotoğraflarda, bugün bir kısmı hayatta olmayan
dostlarınız da yer alıyor. Kimler geldi kimler geçti yayınevinden?
Gerçek Sanat yayınlarında bugüne kadar yüz yirmi yedi yazar ve şairin eserleri yayınlandı. Yalnızca bu adları
saymak bile sayfalar tutar. Kaldı ki, benim çevrem, bu arkadaşlarla sınırlı değil. Partilerden, derneklerden,
çeşitli iş kollarında çalışanlardan değişik yaşlarda birçok arkadaşım var.
Söylemiş olduğun gibi bunların arasında yaşamını yitirmiş olanlar da bulunuyor. Böyle bir durumda bazı adları
belirtmem, en azından ayrımcılık yapmak geliyor bana. Birinin adını unutmam, derinden ve unutamayacağım
üzüntüler çekmeme neden olur. Çünkü hepsi de sevi ve saygıdeğer arkadaşlar. Hepsiyle, ayrı ayrı kimileriyle
birlikte yaşadığımız güzel anlar, saatler ve günler oldu.
Böyle bir bilgiye özel merakı olanlar, fakirhanemize gelip çay içerlerken bu meraklarını giderebilirler.
Bunun ötesinde yapacağım iş, benimle zaman ortaklığı, düşünce alışverişi, yapmış ve halen yapmakta olan tüm
arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür etmek kalıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016