OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

güneşi görüyorum ile ilgili mustafa aslan’ın yazıları

GÜNEŞİ GÖRÜYORUM

GÜNEŞİ GÖRÜYORUM

Gürcü yazar Nodar Dumbadze’nin II. Paylaşım Savaşı yıllarını cephe gerisinden anlattığı bir roman, ‘Güneşi Görüyorum’. Yapıt, Gürcistan’ın cömert doğasını anlatmanın yanında insanıyla, kültürüyle ilgili de önemli şeyler sunmaktadır.

Yapıt her şeyin normal seyrinde gittiği bir köyde başlıyor. Kahramanımız Sosoya adında genç bir arkadaşımız.

Savaş haberi… Her şeyi bir anda alt üst ediyor savaş haberi. Haberin duyulmasıyla insanların yaşamının yavaş yavaş tadı kaçmaya başlıyor. Kocalar, babalar, sevgililer, oğullar, ağabeyler vatan savunmasına gidiyorlar, saldırgan Hitler ordularını durdurmak için. Bir süre sonra da her istenilen eşya bulunmamaya başlıyor, savaşların doğal sonucu olarak.

GÜRCÜLER

Yapıt boyunca bir yandan savaşla ilgili gelişmeler verilirken öte yandan romana ilerleyen bölümlerde katılan kahramanlar sayesinde yeni renkler katılma yoluna gidilmiş Güneşi Görüyorum’a.

Sovyetler Birliği döneminde II: Paylaşım Savaşı yıllarında yaşananları anlatan yapıtta bu döneme ilişkin bilgiler de vermektedir:Kolhoz, kolhoz başkanı, kolhoz toplantısı, işçi önderi, köy sovyeti.. gibi

Gürcistan ve Gürcülerin yaşamına ilişkin önemli bilgiler bulabiliyoruz. Yiyecek içecekten, yer adlarına kadar. Örneğin: Şnaps, tost, Supsa Irmağı, koroleks…

Bunlardan çok daha önemlisi Gürcülerin kişilik özellikleri ve kültürleriyle ilgili olanlar, bana göre.

Asker kaçaklarını, yurdunu savunmadığı için hoşgörüyle karşılamıyorlar. Yapıttaki olumlu tiplerden birisi olan değirmenci Beglar asker kaçağı Datiko’nun mısırını öğütmemek için değirmene gelen suyu bile keser. Yazar değirmenci Beg lar’ın okuduğu yapıtlar arasında Gürcü Krallığının altın çağı olarak nitelenen XII. Yüzyıl sonu XIII. Yüzyıl başında yaşadığı sanılan Gürcü dilinin yaratıcısı sayılan Şota Rustaveli’nin 1584 dörtlükten oluşan Kaplan Postundaki Bahadır’ı da sayar.

“Kaplan Postundaki Bahadır, İncil, kahve kavurmak için topraktan yapılmış bir tava, bir su testisi, Babel’in ‘Kadın ve Sosyalizm’i birbiriyle kaynaşmış haldeydi. Beglar beni görünce sevinirdi. Yolum değirmene düşünce, yediğim ekmek gibi bilirdim beni alıkoyacağını eve yollamayacağını.” (s.131)

VATANINI SAVUNMAK VE BARIŞ

Kuşkusuz savaşmaya giden insanlar bir saldırıyı durdurmak için gidiyorlar. Bu konuda bir çelişkiye de düşmemiş yazar. Savaşa karşıdır, ama yurt savunması başka bir şeydir. Vatanını savunmak, bir saldırgana karşı koymak savaş taraftarlığı değildir gibi bir ileti bulabiliriz, bu yapıtta.

Güneşi Görüyorum cephe gerisini anlatan bir roman. Savaş sonrasında hemen her biri bir yakınını yitiriyor savaş yüzünden. Yaşayanlar ise geri dönüşlerinde birer organları eksik dönüyorlar, yurtlarına.

“İlkin savaş bitti. Çok dönen olmadı savaştan köye. Gerasime Amca’nın oğlu, Ninoçka’nın oğlu Mina’nın kocası Yevgni döndüler, Nodar’ın babası da. Otya’nın babası da; ayağının biri yok ya, varsın olsun. Yaşıyor ya, ona bak sen. Luka Amca’nın gözleri yolda hep, oğlunu bekliyor, boşuna. Mahlas da döndü.” (s.223)

Yurtları işgal edilmeyle karşı karşıya olmasına karşın Alman tutsağa yiyecek veriyor, kahramanımız Sosoya’nın halası. Bu büyük bir insan sevgisi ve barış savunuculuğudur.

“Halam onun ekmek yiyişine bakıyordu merakla.

Yine gitti mutfağa, bir koşu. Olanca ekmeğimizle birlikte çıkıp geldi bu kez. Topunu uzatıp verdi Alman’a.” (s.208)

Gürcistan’ın cömert doğasının rahatlıkla duyumsanan bir yapıt, Güneşi Görüyorum. En başta insana yaşama sevinci, yurt ve insan sevgisi veren bir yapıt.

Nodar Dumbadze, Güneşi Görüyorum, Türkçesi:Mehcure Karaören, Can Yayınları İlk Gençlik Dizisi, 1982-İstanbul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016