OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

mustafa aslan’ın cengiz aytmatov yazıları

GÜN OLUR ASRA BEDEL’İN GÜNCELLİĞİ
25 Ağustos 2008

 

 

Ülkemizde Gün Uzar Yüzyıl Olur adıyla da yayımlanan Gün Olur Asra Bedel sadece Cengiz Aytmatov’un önemli eserlerinden birisi değil aynı zamanda günümüzün sayılı romanlarından biridir. Aile, aşk, gelenek-modernlik, mankurtlaşmayla birlikte yabancılaşma kavramlarının sorgulanmasının yanında geleceğin toplumunun düşünün de kurulduğu bilim kurguyla mayalanmış bir yapıt.

 

 

Uzam: Sarı Özek bölgesi. Boranlı demiryolu istasyonu. Uzam olarak seçilen Sarı Özek bölgesi sözlü edebiyat geleneğinin güçlü olduğu bir yerdir.

 

İkinci Paylaşım Savaşı’ndan beri arkadaş olan Yedigey ve Kazangap romanın iki önemli kahramanı. İkisi de bu savaşta Alman faşistlerine karşı savaşmışlardır. Roman Kazangap’ın ölüm haberiyle başlar. Demiryolcu Yedigey arkadaşı Kazangap’ın çocuklarını çağırır. Cenaze bir deve üzerine konulup yola çıkılır.

Kazangap’ı vasiyeti üzerine ikiz tepe denilen iki tepenin üzerindeki mankurt oğlu tarafından öldürülen Nayman Ana’nın mezarının yer aldığı Ana-Beyit bölgesindeki mezarlıkta toprağa vermek üzere yola çıkarlar.

“İhtiyar Kazangap şunu da söylemişti:”Öldüğüm zaman beni Ana-Beyit’e gömmeni istiyorum Yedigey, Aral’a gelince bu onu son görüşüm olacak!”

Yedigey, gözlerine dolan yaşı yeniyle sildi.” (s.54)

Ancak burası uzay çalışmaları için ayrılmıştır. Bölgeye girmek yasaklanmıştır. Yedigey’in bütün uğraşılarına karşın istenilen yere gömemezler Kazangap’ı. Ancak yolda bir yere gömerler. Yedigey kendisinin de buraya gömülmesini vasiyet eder.

Bu yolculuk sırasında Yedigey, Kazangap’la yaşadıklarını gözünün önünde canlandırır. Geriye dönüşlerle örülen romanda gelenekselle-bilimkurgu buluşur.

 

 

MANKURTLAR (İŞBİRLİKÇİLER )

 

 

Juan  Juanlar bugün de vardır. Sarı Özek bölgesi haritası değiştirileceği açıkça söylenen ülkelerdir. Bugünün Juan Juanları Amerika ve AB ülkeleridir. Başta ülkemiz olmak üzere sayısını artırmayı düşündükleri içimizdeki mankurtlarla saldırılarını sürdürmektedirler.

Mankurt… Sarı Özek’i işgal eden  Juan Juanların tutsak ettiklerinin kafasındaki saçları kazıyarak kılları tek tek çekerlermiş. Hemen orada deve kesilir ve yaş deve derisi kıları çekilmiş bu kişinin kan içindeki başına sıkıca geçirilirmiş. Buna “deri geçirme işkencesi” denirmiş. Tutsak başını yere sürtmesin diye boynuna bir kütük ya da tahta kalıp bağlanırmış. Çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlanıp, aç susuz birkaç gün güneşin altına bırakırlarmış. Başlarına da tanıdıkları gelip kurtarmasınlar diye gözcüler konurmuş. Bu işkencelere maruz kalan ya hafızasını yitirirmiş ya da ölürmüş. Hafızasını yitiren, geçmişte yaşadıklarını anımsamayan bir mankurt yani bir köle olurmuş.

Ailesini, kim olduğunu kısacası geçmişini anımsamazmış. Büyük bir yabancılaşma içerisine girermiş. Bugün de kendi iradesiyle hiçbir iş yapamazmış.

Yapıtta olduğu gibi Nayman Ana mankurtluktan kurtarmaya çalıştığı oğlu tarafından öldürülür. Bir mankurt efendisinin sözünden çıkamaz, emir verilirse annesini bile öldürür.

“Juan Juanların bir tutsağı mankurt yaptıkları duyulur, öğrenilirse, artık onu en yakınları bile gerek zorla, gerek fidye vererek kurtarmak istemezlermiş. Çünkü bir mankurt, eski vücuduna saman doldurulmuş bir korkuluktan, mankenden farksız olurmuş onlar için.” (s.139)

Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel adlı romanı bugün de güncelliğini korumaktadır, yazılmasının üstünden otuz yıldan fazla zaman geçmesine karşın.

Günümüzde insanlar mankurt yapılmak için kafaları kazınıp tek tek kılları çekilerek, kafasına taze deri geçirilip güneşin altına eli kolu bağlı günlerce başında gözcülerle konulmuyor. Ama mankurtlaşma daha değişik yöntemlerle sürüyor, Juan Juanların yerini başkaları alarak hem de. İnsanların bellek yitimine uğraması için çeşitli iletişim araçlarını kullanıyorlar en başta. Televizyon kanalları sürekli çoğalmaktadır. İpe sapa gelmez diziler ve programlar insanların mankurtlaşmasına neden olmaktadır, bana göre. Büyük bir haber kirliliğinin yaşandığı interneti, gazeteleri, alışveriş çılgınlığını… unutmadan söylemek gerek.

Genişletilmiş Kuzey Afrika ve BOP çerçevesinde haritasını değiştirecekleri ülkede çok sayıda mankurt yaptılar. Bu mankurtların gözünde ülkeleri ve insanları pul değerinde değildir. Ülkeleri aleyhine yapılacak her türlü etkinlikte yer alırlar. Sahiplerinin bir tek emirleriyle onları dünyaya getirenleri bile öldürmeye hazırdırlar, tıpkı Gün Olur Asra Bedel’de olduğu gibi. Çevremize baktığımız zaman mankurtları daha iyi görürüz.

 

 

ÜTOPYA

 

 

Yazar gelecekte kurulması gereken toplum biçimini bu kitabında yazmıştır. Orman Gögüs gezegeni olarak adlandırdığı bu ütopik toplumu uzaya gönderilen iki kozmonotun gözüyle verir. Burada insan ömrü 130-140 yıldır. 200 yıl yaşayanlar bile vardır. Tek sorunları insan ömrünü uzatmaktır. Bu gezegendekiler güneş enerjisinden yaralanmaktalar hatta geceyle gündüz arasındaki ısı farkını enerjiye çevirip biriktirmektedirler. İklimi denetim altına almayı öğrenmişlerdir. Kozmonotlar, önlerine çıkan sis bulutlarını ışınlayıp dağıttıklarını, deniz ve okyanuslardaki su akıntılarını yönlendirdiklerini bu sayede gezegenlerindeki havanın nem oranını ve ısısını ayarladıklarını belirtirler. Bütün bunların yanında ‘içkuraklık’ adını verdikleri bir sorunları vardır. Gezegenin güneydoğusunu büyük kum fırtınaları kasıp kavurmaktadır.

 

 

DEVLETİ  BİLMEYEN TOPLUM

 

 

Gün Olur Asra Bedel’de Aytmatov’un ütopik toplumunun sosyal yaşantısından da söz eder. Bunların devlet denilen kurumun ne olduğunu bilmediklerini yazar.

“”Şüphesiz onların da sosyal hayatta insan mantığını ilk çağlardan beri baskı altında tutan, çok düşündüren, ahlaki, fikri konularda büyük problemleri var. Uygarlık ve refah düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun, on milyardan fazla insanın bir arada, hiçbir meseleleri olmadan yaşayabilmesi o kadar kolay bir şey değil. Bununla beraber, karşılaştığımız bir gerçek bizi büyük bir şaşkınlık içinde bıraktı. Bu gezegenin insanları devlet denilen kurumun ne olduğunu bilmiyorlar. Para, savaş, silah gibi şeylerden haberleri bile yok…” (s.113)

 

 

SOSYALİZM DEĞİL SOVYET ELEŞTİRİSİ

 

 

Gün Olur Asra Bedel’de  Stalin eleştirisi vardır. Sovyet yönetiminin aksayan yönlerini de çekinmeden eleştirmiştir. Ama Aytmatov hiçbir yapıtında açıkça sosyalizm eleştirisi yapmamıştır.

Yapıtta birçok insanın boş yere mağdur edildiğini yazar. Kulaklar olarak belirttiği varlılı büyük toprak sahipliği adı altında toprağı olmayan insanların bile “aşırılar” tarafından suçlandığını, haksızlığa uğradığını okura sunar.

“Kazangap’ın babası “Kulak”ların tasfiyesi sırasında sürülmüş, gerçekte bir kulak(varlıklı toprak ağası) olmadığı anlaşılıp serbest bırakılmış ama sürgünden dönerken ölmüş. O da bir çokları gibi, aşırıların baskısına, haksızlığına uğramış, bu gerçek anlaşılınca da iş işten geçmiş…” (s.81)

Yapıtta Kazangap’ın cenazesi uzay çalışmaları yapıldığı için yasaklanan bölgeye gömülmez. Bu bir imgedir. Anlatılanlar yazarın aşırılar adını verdiği anlayışla bilimsel anlayışın çatışmasıdır.

Haksızlığa uğrayan bir başka kişi Abutalip Kuutubayev’dir. Bu kişi yazdığı Yugoslavya’daki partizanlık anıları ve çevrede yaptığı kimi sosyalizm aleyhine olmayan kimi konuşmalar yüzünden tutuklanır ve ölür. Geride kalan çocuklarının içler acısı durumunu çok iyi verir, yazar. Her fırsatta bu haksızlığı kahramanı aracılığıyla dile getirir.

“-…İstasyona gelen müfettişlerden biri, Yugoslavya ile ilgili anılarını yazdı diye aleyhinde bir rapor düzenlemişti. Abutalip orada partizanlarla birlikte çarpışmıştı da… Bu müfettiş onun aleyhinde birçok şeyler uydurdu ve sonra Beria’nın iki adamı ile onu alıp götürdüler.” (s.345)

Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel adlı romanı geleceği gelenekseli yadsımadan veren bir yapıt. Geleceğin dünyasının ip uçlarını sorunlarıyla birlikte sunuyor bugünden koparmadan.

 

 

*Cengiz Aytmatov, Gün Olur Asra Bedel’de  (roman) Elips Yayınları,2007-Ankara

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016