OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

duru su rüyası ile ilgili mustafa aslan’ın yazıları

 

 

 

DURU SU RÜYASI

 

Duru Su Rüyası Mehmet Özer’in ilk roman çalışması. Özer çocukluğundan başlayarak yakın zamana kadar uzanan bir zaman dilimini yazmış. Yapıta tür olarak da anı roman demiş, yaşadıklarını yazdığı için.

 

BAŞARIYA GİDEN YOLDAKİ ENGELLER

 

Mehmet Özer çocukluk yıllarından başlamış romanına. Ailesi göçmen olarak gelir Siverek’e. Binbir beladan kaçarak gelip yerleşirler buraya. Annesi o zaman on sekiz yaşındadır. Ülkenin zor yıllarıdır, bu yıllar.

Ortada devlet denen bir şey de kalmamıştı. Güvenecekleri hiç kimse yoktu. Herkes kendi başının çaresine bakıyordu. Ülkenin her yanında isyanlar, ayaklanmalar vardı Önüne gelen bir çete kuruyordu. Güçlü toprak ağalarının eli silahlı adamları da bu kargaşadan istifadeyle her yerde köylünün elindeki bir avuç toprağı da zorla alıyordu.” (s.24) diye anlatır o yılları, Mehmet Öz.

Çok güç koşullarda geçen bir çocukluk. Okula gidemeyen çocuklar ve aileleri. Yazar okula çok geç başlıyor. Hasan Ali Yücel yurt gezisi sırasında Siverek’e de uğruyor. Tükçe konuşanların azlığını görünce ‘Okula gitmeyen çocuk kalmasın ‘ emrini veriyor. Bunu üzerine okullar harıl harıl okula gitmemiş çocukları kaydetmeye başlıyor, yaşları kaç olursa olsun. Yazar da bu sırada okula kaydoluyor. Okula kendisi yazılıyor. Eve geldiğinde yoksul aile ona kızıyor. Neden mi? Çünkü çocuklarını okutacak durumları yok. Bu kadar yokluk içindeyken okula gidecek bir çocuğun giderlerini karşılayamayacaklarından doğan bir tepkidir bu. Yoksa onlar da her anne baba gibi çocuklarının okumasını istemektedirler.

Yoksulluk Öz’ü yıldırmıyor, tam tersine başarıyı yakalamasına neden oluyor. Sadece yoksulluk mu? Hayır kimi engellemeleri de aşıp geçiyor.

 

KÖY ENSTİTÜLERİ  

 

Yapıt yer yer kişiye bir belgesel havası veriyor. Çünkü Öz sadece kendini anlatmıyor. Ülkenin geçirdiği önemli günlere, kişilere, olaylara da değinmiş: M. Ali Aybar, Kemal Türkler, Nihat Erim, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri, Metin Toker, Rabıta, Hizbullah, Yezidiler, Cizreli ünlüler, Ermeniler ve Ermeni çeteleri,6. Filo, TÖS, MTTB, aşiretler, Cevdet Sunay, Şerafettin Elçi, Dev-Genç, 1977 kanlı 1 Mayıs, Deniz Gezmiş, S. Demirel, İnönü, Menderes, DP, AP CHP, PKK… Bunlardan sadece birkaçından söz etmekle yetineceğim.

Yazarın özellikle Köy Enstitüleriyle ilgili yazdıkları dikkate değer:

Kalkınma hamlesini, enstitülerin amacı, Kemalist Türkiye’nin gözü, kulağı, aklı olacak kuşaklar yetiştirmekti” (s.22)

CHP’ye yapılan bütün baskılara karşın kuruluş tamamlanır. Hatta projeye karşı olanların CHP’den ayrıldıklarını belirtir, Öz.  Baskılar sürer. 1946 seçimlerinden sonra İsmet İnönü Tonguç ve Hasan Ali Yücel’i sudan nedenlerle görevden alır. O, Köy Enstitülerinin kapatılmasını ülkemiz için bir kayıp olarak değerlendirir, kimi ayrıntılara girerek anlattığı o sayfalarında.

Enstitüler komünist yetiştiriyor diyen ağalar kazanmıştı savaşı. Toplantı yapan bölge ağaları siyasilere ’enstitüleri kapatırsanız oylarımız size ‘ dememişler miydi? Ardından Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde soruşturma başlatılmış; Mecliste soruşturmayı Şemsettin Günaltay ve Kazım Karabekir yürütmekle bizzat görevlendirilmişlerdi. İlk önce Yüksek Köy Enstitüsü kapatılmıştı.”  (s.207)

 

ŞEYTAN ÜÇGENİ:Şeyhler, Sanayiciler ve Toprak Ağaları

 

Yazar yapıt boyunca ülkemizin geçirdiği zor günler üzerinde durur. Ülkeyi çıkmaza sokanlardan birisi olarak DP’yi görür. Türkiye Osmanlı’dan sonra ilk kez bu hükümet zamanında dış borç almıştır, yazara göre. Çünkü DP hükümetteyken ülke Amerikan emperyalizminin koynuna atılmıştır, başta Marşal yardımlarını alarak. Burada şeytan üçgeni adını verdiği bir oluşumdan söz eder. Belki bugünleri daha iyi anlamak için bu şeytan üçgenini irdelememiz gerekecektir.

Marshall Planı kapsamında Amerika’dan borç almıştı. Türk sermayedarı  bir süre devlet eliyle kalkınıp  palazlanacaktı. Sanayici, toprak ağaları ve tarikat şeyhlerinden oluşan üçgen , 1955’ten itibaren her şeyi içine çeken şeytan üçgenine dönüşmüştü.”(s.161)

 

DİN SÖMÜRÜSÜ

 

Mehmet Özer yapıtı boyunca din sömürüsü üzerinde durur. Bu yanıyla aydınlanmacıdır. Cumhuriyet okullarını yapıtında savunur. Tarikatların şeyhlere kul, köle yetiştirdiğinin altını çizer. Çünkü onun yakınları tarikat ilişkisi içindedir. Bu yüzden de birçok şeyi yakından ve iyi görmektedir. İlginç olaylar sunar okura, bu konuda. Şeyhin sidiğinin bir insana ilaç olarak içirilmesini düşünebiliyor musunuz?

 

Mehmet Özer’in kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı Duru Su Rüyası adlı romanı bir başarıyı anlatmanın yanında Türkiye tarihine bakışıyla da okunmaya değer bir yapıt.

 

*Mehmet Özer, Duru Su Rüyası (roman) kendi yayını, 2008- İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016