OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

dönemeç (ümit kaftancıoğlu) – mustafa aslan

DÖNEMEÇ
23 Şubat 2008

Ümit Kaftancıoğlu’nun yıllar sonra yapıtlarının yeni basımlarının yapılması çok sevindirici.

“Dönemeç,” yıllar sonra yeni basımı yapılan Kaftancıoğlu kitaplarından birisi.

GARİP’LİKTEN ÜMİT DÖNEMECİ’NE

Umut Kaftancıoğlu, Dönemeç adı altında topladığı öykülerinde hem çatışmaları, hem de birliktelikleri vermiş. Doğa-insan, insan çatışması ve aynı zamanda bunların birliği hemen her öyküsünde var.

Dört çocuğun, köylerinden Cılavuz Köy Enstitüsüne giderken doğaya ve insana karşı verdikleri savaşımı destan havası içinde verir, kitaba adını veren öyküde.

“Vurdular suya. Arka arkaya… Rıza önde gene, Garip en arkada. Can korkusu Selim’i çabuk yürüttü. Bellerinecek topladıkları zıbınları bile ıslandı. Taşların çevresi, su kenarları iğne iğne buzdu. Bıçak gibi kesti göbeklerinin üstünü. Kaygan, taşlı, buzlu, derin su ve dört ürkek çocuk. Karşıya bitkin, ölü gibi geçtiler” (s.20)

Yolda karşılaştıkları varsıl adamlar çocukların Cılavuz’a gidip okumalarını istememektedir. Okuyan köylü çocuklarının ileride onların saltanatını yıkabileceğinden korkmaktadırlar. Garip’in söyledikleri hoşlarına gitmemişti. Onu döver, hakaret ederler.

“Yılandır ezeceksin şimdiden. Küçükten. Sonra biz çekeriz… Bak ne eder bize daha…” (s.23)

Kitaba adını veren DÖNEMEÇ adlı öykü anlatıcı-yazar-kahraman benzeşmesi açısından ilginç bir öykü. Çünkü bu öyküde anlatıcı da yazar da kahraman da (Garip) Ümit Kaftancıoğlu’nun kendisidir.

HALKIN DESTANI

Öykülerinde, sıradan şeyler anlatıldığı sanılmasın, kişiler sıradan olmasına karşın. Dönemeç’teki öyküler sıradan insanların olağanüstü öyküleridir. Halkımızın tarihsel birikiminden kaynaklanmaktadır, bu olağanüstülük. Çünkü o sıradan insanlar zamanı tamam olduğunda inanılmayacak şeyler yapmıştır, yapmaktadır.

Dönemeç’te yer alan öykülerin her biri bir destan. Ancak daha önceki örnekleri gibi soylu ya da olağanüstü güçlerin serüvenlerini anlatmıyor. Sıradan insanların yaşamını destanlaştırmış. Bu kitap bizim halkımızın destanı.

Bu öykülerde ne tanrılar var ne de bilmem nerenin kralı, kraliçesi var; Kars’ın köylüleri var. İzlek onların günlük yaşamından oluşturulmuş. İnsana ait olan ne varsa öykülerin bağrında fışkırıyor. Öyküleri olağanüstü kılan yazarın kullandığı dil ve dünyaya bakışı.

“Dikenli gerilerde kalmış, kokusu, sıcağı petillere sinmişti.Otuz dokuzlar gün ışırken”Dikenli petilli”ni yediler yol boyu. Cecmerek, Peteklik, Çeğiller bir bir geçildi, korkusuz. Abelet… ve işte Sansarlı… İniş aşağı mı petilin bolluğu mu, her neyse bilinmez bir hızla indiler Abelet’i” (s.185)

HALKIMIZIN DİLİYLE

Dönemeç’de yer alan öyküler halk kültürünün olanaklarından elden geldiğince yararlanmış. Dilimize kazandırdığı yeni sözcüklerin üzerinde durmak gerekir. Halkımıza ait deyim, atalar sözü, fiil … sözcükleri kullanmış. Dilimize yeni sözcükler kazandırmış. El arı düşman körü, sarımsak içli ışlı soğan yalnız başlı, Zurzuna’nun koyununu kurt yemiş, Zurut’un iti sana ne? Kardeş kardeşi atar da yar başında tutar, adı erli başı çorlu, kurttan doğan keseğen olur, bacım umuyor bacımdan, bacım ölüyor acından, it yatağında kırık ekmek, dusak,yastıklı konuşmak, kösevi, andır kalmak, seme, döğmeç, oyulganmak, töreme, kipleştirmek, etine düşmek, babalanmak, cümü, kargıçlamak, el götürüp kan getirmek, birini bir yere kırmızı mumla çağırmak, bayak, yan peleş, laglanmak, banda …

“Kızım bu çocuğun çarıklarını kipleştir” (s.28)

Kaftancıoğlu, Dönemeç’de yer alan öykülerde yer adlarını sıkça rastlıyoruz: Çaykelik Suyu, Damal, Hanak, Sakaltutan, Ulgar, Gergedan Yaylası, Yelatan Yaylası, Cindağı, Ellez’in Kayası, Kavurma Pınarı…

Halk kültürünün olanaklarından geniş ölçüde yararlanılmış, Ümit Kaftancıoğlu. Kısacası bu kitaptaki öykülerin her biri bir destan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016