OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

DİL VE KÜLTÜR

DİL VE KÜLTÜR KİTABI ÜZERİNE

dil

Kitap,Doç.Dr Suat Yakup Baydur’un Ulus gazetesi,Nokta dergisi,Türk Dili dergilerinde 1949-1951 yıllarında dil ve kültür üzerine yazdıklarından oluşuyor.

Suat Yakup Baydur,41 yıllık kısa ömründe birçok çeviriye imza atmış,dil üzerine,etimoloji üzerine birçok çalışmaları yayınlanmış bir dilbilimci.Bu kitabında birçok kelimenin Türkçe,yunanca ve latince köklerine iniyor.

Avrupa Kültürü ve Biz yazısında Hasan Ali Yücel zamanında yayınlanan Dünya klasiklerini çeviri çalışmalarını anlatıyor.

Dil Devrimini,Latin harflerine geçişi savunuyor.Arapça,Farsça,Fransızca kelimelerindilimiz nasıl istila ettiğini söylüyor.

Yazar,bu kitapında,dil meselesinde tuttuğumuz yolu,Osmanlıca ile Türkçenin karşılaştırmasını,Eski dil anıtlarımızdan olan  Kutadgu Bilig’in önemini,Osmanlı kafasının kendi tarihini,kendi diline karşı gösterdiği büyük ilgisizliği,örnekleriyle Arapça-Farsça-Fransızca’dan Türkçe’ye geçip sindiremediğimiz sözcükleri,bunların Türkçe’nin gelişmesine engel olduğunu,dilimize girmiş- istila etmiş Helence,Latince sözler ve adları,Eski Yunanca ve Avrupa dillerinin birbirine akraba olduklarını ve birçok ortak-benzer kelimeleri olduğunu, Türkçe’de yaşayan Yunanca-Latince sözler olduğunu,dilin ne olup ne olmadığını,terimlerin nasıl oluşturulduğunu-türetildiğini,Batı kültürünün ortak kelimeleri ve bizim bunlar karşısındaki durumumuzu incelemektedir.

Yazarın kitabında katılmadığım iki görüşü var
1-Batı kültürü içine yerleşmemiz için bütün Avrupalılar gibi okullarımızda Hellence ve Latince öğretmek zorundayız.
Bence dilbilimciler bu dilleri öğrenip bundan yararlanarak Türkçe kelime ve deyim üretseler yeter sanırım.
2-Sanki bütün kelime ve deyimleri ve dolayısıyla şeyleri eski Yunanlılar ve Romalılar bulmuş gibi anlatması.Türkler hiçbir şeye ad vermemişler mi?

Kitaptan Önemli Alıntılar;

‘’Terimler işinde tutulan yol;

1.yol:Osmanlı dilini olduğu gibi alıkoymak,yeni mefhumları Osmanlıcanın kelimelerini üreterek karşılamak,eskiden olduğu gibi Arap ve Fars dillerine başvurarak terimleri sistemleştirmek,zenginleştirmek,yani Avrupa kültürünü Osmanlıca ile benimsemek.Bu halde,Arapça ve Farsça derslerini diriltmekten başka çare yoktur,tam olması için ya yeniden Arap harflerini almalı yahut latin alfabesini genişletmelidir.

2.yol: Gene Osmanlıca’yı alıkoyup terimlerde,Avrupalıların yaptığı gibi,Latinceden ve eski Yunancadan faydalanmak;böylece Türkçe,Arapça,Farsça,Latince ve eski Yunancadan mürekkep bir yazı ile ilim dili elde etmek

3.yol:Osmanlıcayı atıp terimler için Latince ve eski Yunancadan yardım istemek:bu halde eskiden nasıl Arapça ve Farsça okutuluyor ise şimdi de mekteplere Latince ve eski Yunanca koymak;bu güç ve uzun hazırlık isteyen bir iş.

4.yol:Türk dilinin imkanlarından faydalanmak.’’

‘’Osmanlı münevveri için Türk tarihi Osmanlı tarihinden başka bir şey değildi.Ne Türk’ün tarihi ile uğraştı,ne de Anadolu’nun eski tarihiyle.Bu kafa medrese de sallana sallana Arapça ezberlerken dilinin gramerini J.Deny adlı bir Fransız yazdı.Bu kafa Arapça,Farsça kelimelerle terimler yaratmaya çalışırken Avrupalı dil bilginleri ta Orta Asya’ya kadar giderek Türk dil anıtlarını ortaya koymak,Türk dillerinin gramerini yazmak için uğraşıyorlardı.’’

‘’Ana dilimizin kelimeleri az çok saydamdır,onların içini görebilir,yapısını sezebiliriz.Oysa kimi yabancı kelimelerde bunu yapacak durumda olmak için uzun bir çalışma ile ulaşılacak bir bilgi edinmek gerekir.Esaslı bir yabancı dil bilgisi insanı o dilin büyüsündenkurtarır,ona o dilin kelimelerini maskesiz,düzgünsüz,oldukları gibi gösterir.’’   

‘’Türk dil devriminin amacı,Türkiye’nin toprak altı zenginlikleri gibi faydalanılmadan yatan Türkçe kelimeleri işlemek,milyonlarca Türk’ün ağızlarında dolaşan ,yaşayan Türkçe kelimeleri yazı diline sokarak onu zenginleştirmektir.’’

‘’Herhangi bir nesneyi,herhangi bir olayı anlatmak için çok kere benzetişlere,mecazlara başvururuz.Bu gibi benzetişler ve mecazlar soyut nesneleri gözümüzün önünde canlandırmak bakımından faydalıdırlar,anlatışımıza güzellik,parlaklık,canlılık katarlar,fakat hakikati bulandırdıkları,bizi büyüleyerek,uyuşturarak doğruya varmaktan alıkoydukları da az değildir.’’

‘’Çok kere kuru,yalın,süssüz bir anlatış bize hakikati örtüsüz gösterir.’’

‘’Dil organik bir varlık değildir,dil bir yönüyle organik bir varlık olan insanların düşüncelerini,duygularını bildirmek için koyduğu işaretler sistemidir;buna biz insan sesiyle kurulan bir işaretler sistemi diyebiliriz.’’

‘’Kelimeler doğmaz,onları insanlar ortaya koyar,insanlar onları kullandıkça yaşarlar,daha doğrusu insanlar yaşadıkça kullanılırlar.Bu işaretler nesilden nesile geçer,birtakımı atılır,yerine başkaları alınır,başkaları kurulur.’’

Updated: 29 Mayıs 2014 — 12:47

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016