OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

Didem Madak

 

PULBİBER MAHALLESİ’NİN AH’LAR AĞACINDAKİ GRAPON KAĞITLARI  

 

Didem Madak, kısa denebilecek ömrüne üç yapıt sığdırabilmiş bir şair. Şiir evrenimizde  yapıt sayısı az olmakla birlikte şiirimizin gönlüne taht kuranların arasına onu da katabiliriz.

Didem Madak’ın şiir yaşamında ilk yapıtı önemli bir yer tutuyor, bence.  İlk yapıt olmasına karşın, kimi acemilikleri taşımıyor. Tersine şairin üzerinde yoğunlaştığı şiirlerinin yer aldığı bir yapıt olduğunu gösteriyor. Madak,   ‘Grapon Kağıtlar’dan sonra üç yıl sadece iki şiir yazabildiğini belirtiyor, onunla Müjde Bilir’in Varlık dergisinde yaptığı söyleşide. İlk yapıtı daha sonra şiirle arasındaki içtenlikten bir şey azalmadan ‘Ah’lar Kitabı’ ve ‘Pulbiber Mahallesi’ izledi. Her üç yapıtta da, incelendiğinde ortak izlek sayısının kabarık olduğu görünüyor.

Bu yazımızda sınırlı örneklerle birkaç izlek üzerinde duruyoruz, Didem Madak şiirinde.

 

ANNE ÇOCUK VE ÇOCUKLUK

Didem Madak’ın üç şiir kitabında da belki birinci izlek olarak anne, çocuk ve çocukluk olduğunu söyleyebiliriz.

Neşe Yaşın, Kıbrıs’ta yayımlanan Yeni Düzengazetesindeki köşesinden “Hanımefendiliğin yerine hınzırlık ve çocuksu şirinliği koyan Didem Madak bu yolla masumiyeti yakalıyor ve pozisyoncu erkek diline çocuksu şüphecilik ve ironik şiir zekâsı ile karşılık veriyor” diye yazıyor, Didem Madak şiiri için.

“O akşam ay Işıl’a sığışmıştı, Işıl çocukluğuna,

Çocukluğumuz mor bir zambağa

Hani her çocuk zaman zaman

Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya

Sonra iki çocuk birbirine gülümser, sonra

Zambağın içine bir çiy tanesi düşer”

Didem Madak’ın şiirlerinde çocuklara ilişkin bölümlerde çocuklara özgü kimi isteklerle de karşılaşabiliyoruz. Örneğin, ‘Bıraktığım Şeyler ve Yeşil Fanila ‘ adlı şiirinde olduğu gibi, dünyanın toz şekeri ile kaplı olmasını bir çocuktan başka kim isteyebilir ki? ‘

Kitabına adını veren ‘Ah’lar Ağacı’  adlı şiirinde “Tanrım bana hiç erimeyen

 Kırmızı bir bon bon şekeri yolla”(s.15) dizesi bir çocuğun en güzel isteklerinden biri oluyor onun şiirinde. Bir çocuk istese istese onun dile getirdiklerini isteyebilir, Tanrı’dan.

 

KADIN DUYARLIĞI

Didem Madak’ın şiirleri bütünüyle kadın duyarlığını yansıtıyor. Kadının varlığı ve duyarlığı olmayan bir tek şiirini bulmak zordur. Bir kadındır şair ve annedir, annesi de vardır.

“Ah demeyi ahlat ağacından öğrendiğini” söylediği ‘Ah’lar Kitabı’ndan

Pulbiber Mahallesi Tarihi’ adlı şiirinde ,’Ortalığa çeki düzen verecek bir kadın lazım’  dedikten sonra, şiirin ilerleyen bölümlerinde  “Dünyaya kadın eli değmeli” (s.23)  diyerek bu konuda söylenecek en son sözü de okurla paylaşıyor. Çirkinlikleri ancak kadın güzelleştirebilir, kötülüklerin üstesinden ancak kadınlar gelebilir görüşü öne çıkıyor, bu dizede.

“”…

Anna Karenina’yı taklit ediyor zaman,

Atıyor kendini raylara.

Neden her aşk

Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka.” (Ah’lar Kitabı, Müsveddeler, s.59)

 

YAŞAMA SEVİNCİ

’Grapon Kağıtları’nda Didem Madak’ın yaşama sevincini gösteriyor, karamsar bir hava egemenliğini yapıt üzerinde sürdürse de. Şairin sayıp döktüğü olumsuzluklar aydınlık öncesi karanlık anlamını taşıyor. Olumsuzlukları belirtmekten, öne çıkarmaktan korkmuyor. Çünkü güzele gitmek için önce olumsuzlukların bilinmesi gerekiyor, ona göre.

Hayattan “Her şeyi” (s.25) beklediğini belirtiyor  Pulbiber Mahallesi Tarihi’nde. Onun karamsar sayılabilecek şiirlerini bile aydınlığın yaklaştığı dönemde yaşanan umut dolu bir karanlıkta yolu aydınlatan bir meşale olduğunu belirtebiliriz. Yoksa aynı şiirde ‘Senin için iyilik melekleri kopyalasın hayat’ (s.24) isteğinde bulunur muydu?

‘Grapon Kağıtları’ adlı kitabında yer alan “Sevinçli bir kalp ve sevinçli bir çocuğa benzer Işıl:…” dizesinin yer aldığı Cevşenü’l Kebir  adlı şiirinde “Hayatı seviyorum yine de” diyor saydığı bir takım olumsuzluklara karşın.

 

 

UZAM:İZMİR VE İSTANBUL

Didem Madak şiirlerinde iki önemli uzam imzasını atıyor. Kitapların yayımlanış sırasını dikkate alarak belirtecek olursak; Bunlardan birisi ilk yapıtı ‘Grapon Kağıtlar’da İzmir olarak karşımıza çıkıyor. İkinci önemli uzam  ‘Pul Biber Mahallesi’nde ise İstanbul’la karşılaşıyoruz.

‘Grapon Kağıtları’nda kurumlu saat kulesinden söz ettiği İzmir’i “Avuçlarıma dökülen şehir “ (s. 30) olarak dizleştiriyor, Yüzüm Güvercinlere Emanet adlı şiirinde.

“Yağmur kadar İzmirliyim” dediği Cevşen’ül Kebir şiirinde “İzmir’de simite gevrek” derler diyerek,  doğduğu kentin kimi özelliklerini sürdürüyor.

Şair, kişileştirdiği, dahası ‘Ah’lar Kitabı’ndaki Pollyanna’ya Son Mektup (s. 51) şiirinde evlat edinsem dediği İstanbul’la şiirlerinde adeta özdeşleşiyor. İstanbul’un semtlerini yaşamdan koparmadan verdiği şiirlerinde kenti canlı bir varlık yaparak vücudunda geziye çıktığı gibi onunla bütünleşiyor. ‘Pulbiber Mahallesi’ndeki “Mahallede Bomba Patlıyor ‘ adlı şiirinde “Ben Tünel olacaktım sevgilim İstiklal!” (s.32)

Arkadaşı Müjde Bilir’in şairin ölümünden sonra Pulbiber Mahallesi’ne eklediği şiirlerinden Ağrı adlı şiirinde ise “Sonbaharın kralı gelirmiş meğer İstanbul’ a” (s.98) diyerek bu kentin ayrıcalıklı bir yanına, başka bir açıdan baktığı görülüyor. Aynı şiirin ortalarında ‘Bırak müridin olayım İstanbul’ (s. 99) diyerek kente ermiş ya da ulu bir kişi bir kimliği yakıştırıyor.

 

YAŞADIĞIMIZ GÜNLER

Didem Madak yaşadığımız günlerin de bir tanığıdır aynı zamanda şiirleriyle. 12 Eylül 1980 darbesinin izlerini Yıldırım Gürses’in yıldızının parladığı günleri dizeleştirerek veriyor. Sokakların tinerci ve balicilerle dolması ise onun şiirinin bir acı gerçeği okurlarına sunması sonucunu doğuruyor.

Şair yaşadığımız günlerdeki en önemli tanıklıklarından birisi olarak da sayabileceğimiz yasadışı dinlemeleri şiirine taşımasıdır. Onun şiirlerinde özel hayata müdahalenin “Yeni TCK bu durumu yasaklamıştı” (43) buna karşın yasa dışı dinleme yapıldığını okuyoruz. İnce bir izahla da tele kulak sözcüğüne karşılık ‘Pulbiber Mahallesi’ndeki yer alan Şiir İthaf Listesi adlı şiirinde  “sarkan kulaklar” (s.43) olarak şiirleştiriyor.

 

SON SÖZ YERİNE

Didem Madak şiirlerinde izlek olarak insanı da seçse bir kenti de seçse yoğun olumsuzlukları sayıp dökmesine karşın umutlu ve güzel günlere ulaşmanın özlemini taşıyor. Mutluluğun önündeki engelleri ayıklıyor büyük bir ustalıkla şiirlerinde. Dizelerini bir kadın duyarlığıyla kuşanmış yaşamı güzelleştirmeye çalışıyor her şeye karşın.

 

 

 

Mustafa ASLAN

————————-

Kaynakça:

Grapon Kağıdı (Şiir), Didem Madak, Metis Yayınları, İstanbul,

Ah’lar Ağacı (Şiir), Didem Madak, 10. Basım:Metis Yayınları, İstanbul,  Ocak 2016

Pulbiber Mahallesi (Şiir), Didem Madak, Metis Yayınları, İstanbul,  Temmuz 2015

Didem Madak’la Söyleşi, Müjde Bilir, Varlık dergisi, Sayı:1141, 1 Ekim 2002

Didem Madak: Kıbrıslı Bir Şair, Neşe Yaşın,  Yeni Düzen Gazetesi, 14 Aralık 2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016