OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

DESTAN KENTİ ANTAKYA-savaş ünlü

 

 

DESTAN KENTİ ANTAKYA
BU Yayınevi’nin etkinlikleri doğrultusunda yolumuz Antakya’ya doğru uzanmıştı.
Nisan ayının ikinci haftası Antakya’ya varmıştık. Bu destansı kent benim için hiç de yabancı
değildi. Hatay-Antakya denince benim ilk aklıma gelen sevgili ağabeyim Selman
Büyükaşık’tır. !980 yılında Sivas’ta görev yaparken tanıştığım, dost olduğum sevgili
ağabeyim. Her yönden kendisinden çok şey öğrenmiştim, öğrenmiştik. Meslekte daha iki
yıllıktım. Kendimizin yetişmesinde bu güzel dostumuzun katkısını saymakla bitiremem.
Antakya’nın yemeklerini, mezelerini o yıllarda öğrenmiştim. Evine davet eder, kuru
biber patlıcan dolmaları yedirir, ciğer kebaplar yapar, humusun ne olduğunu yedirerek
gösterirdi. Asi Nehri’ne bakarken bunları düşünüyordum. Hatay kentiyle ilgili tarihsel bilgim
de az değildi. Lisedeydik, öğretmen Hatay’ın Türklerin eline geçmesiyle ilgili soru sormuştu
da tek ben yanıtlamıştım. Medeniyetler, dinler kenti Hatay, hoşgörü kenti olarak da
anılıyordu. Öyle biliyorduk. Bir günümüz boştu. Kenti gönlümce gezdim. Daha birkaç yıl
önce bu kentteydim. Önce Uzun Çarşı’dan başladım gezintime. Bu çarşıyı İzmir’in ünlü
Kemeraltı Çarşısına benzetirim. Her zaman doludur. Çarşının genişliği herkese yeter de artar.
Bir iş için gelenler, boş gezenleri kucağında barındırır. Adı gibi uzundur. Gönlünüz ne
istiyorsa bulursunuz. Özellikle de kente özgü ürünleri buradan almak bir keyiftir. Onu alayım,
bunu alayım, derken elimdeki alışveriş torbaları fazlalaşmıştı. Bir hafta içinde iki kez
kargoyla neler yolladığımı ben bile unuttum.
Künefecilerin olduğu yere vardığımda masalar dışarı atılmıştı. Dondurmalı künefeleri
iştahla yiyenler insanın da iştahını açıyordu. Künefenin yapılışını izledim. Maraş
dondurmasını satanlar geldi aklıma. Her işte ilgi çekmenin yolunu bulmuştu Anadolu insanı.
Kadayıfı havaya fırlatıp tutuyordu. Bunların hepsini resimliyordum. Benim baktığımı
görenler, özelikle yabancı turistler birikti çevreme. Künefe ustasına moral olmuştu. Pişen
künefeyi havaya atıp ters çeviriyordu. Yanımdaki Almanlara sordum: Almanya’da var mı
bunu yapabilecek usta? Güldüler. Dondurmacı, kebapçı, tatlıcının olmadığını söylediler. Epey
konuşup gülüştük.
Sırt sırta vermiş kilise ve camilerin ilginç bir görüntü oluşturduğuna tanık oldum. Eski
yapılar arasında tarihsel bir yolculuğa çıktım. Her adımda tarihi soludum. Otele geldiğimde
yayınevimizin temsilcisi Özgür Eğmir, uykudan uyanmıştı. O da beni merak etmiş,
neredeydin, diye sordu. Dolaştım, dedim sadece. Aslında yorgun olmasaydı kesinlikle
benimle gezerdi kenti. Akşamleyin yayınevimizin Antakya temsilciğinden Atalay’la
buluşacaktık. Buluştuk da, kentin ünlü bir lokantasına gittik. Yöreye özgü yiyecekler anlatılır
gibi değildi. Humus, zahter salatası, kebaplar lezzetliydi. Yemekten sonra künefe de masamızı
şereflendirdi.
Sabahları otelin zengin bir kahvaltısı vardı. Zenginlik yöreseldi. Tuzlu yoğurttan
çeşitli kahvaltılıklar üretmişlerdi. Zahter sabahları da masaları süslüyordu. Naneler iriydi.
Ağızda sert bir aroma bırakıyordu. Bazı kişiler kahvaltıya bahane buluyordu. Alıştıklarının
dışındaydı sunulanlar.
Sevgili meslektaşımız Sabri dostumuzun bize sunduğu oruk unutulacak gibi değildi.
Cevizin bolca kullanıldığı bu yiyecek kıymadan yapılıyordu. Kıyma yemeyen bir kişi olarak
hayır diyememiştim. Yanında içilen ayranla bir başka güzeldi oruk. Tepsiye yapılmıştı. Onu
içli köfte gibi yapanlar da olurmuş.
Antakya’da kaldığımız bir hafta sürede çok farklı güzelliklere tanık olmuştuk. Kentin
müzesinden tarihsel ören yerlerine dek çoğu yeri gezmiştik. Son günlerde ünlene Samandağ
biberini masamızdan eksik etmemiştik ama döndüğümüzde epey kilo aldığımıza tanık
olmuştuk. O zaman henüz bu biberin özelliğini öğrenmemiştik. Tarih Nisan 2011’di.
Okullardaki imza günlerimiz de kentin sıfatına uygu olarak geçmişti. Okullarda destansı
söyleşilere, destansı imzalar eşlik etmişti.
Damağımızda tadı kalan yiyecekler, sıcak havanın bunaltısı belleklerimizdeydi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016