OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

ÇOCUK EĞİTİMİ ÜZERİNE İKİ KİTAP

ÇOCUK EĞİTİMİ ÜZERİNE İKİ KİTAP (*)

 

Hasan Akarsu

 

Bilim Uzmanı Recep Nas 1944 Çorlu doğumlu. 1994’te emekli olduktan sonra da  Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde ders vermeyi sürdürmektedir. “Çocuk İnsandır” ve “İlkem, Çocuklara Saygı Duymak” yeni iki kitabı. Önceki kitapları: Metinlerle İlkokuma-Yazma Öğretimi, Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler, Örneklerle Çocuk Edebiyatı, Türkçe Öğretimi.

Recep Nas, çocuk eğitimiyle ilgili iki kitabında yüzlerce kaynağa başvuruyor. Kendi alanındaki tüm yapıtları tarayıp sonuçlar sunduğu için önemli bir işlevi yerine getirmiş oluyor. “Çocuk İnsandır” (1) adlı yapıtının önsözünde değindiği Atalay Yörükoğlu’nun saptaması anne babalar için önemli bir uyarıcı: “Çocuğun yetiştirilmesi, bir yemek kitabındaki tariflere bakılarak yemek pişirmeye benzemez.” Bu durumda çocuğu her döneminde tanımakta sonsuz yararlar olduğu ortaya çıkıyor. Bu nedenle yazar, “ana-baba olmak zor zanaat” derken, “Ana-baba yeterlik belgesi”nin önemine değiniyor.

“Çocuk İnsandır”  adlı yapıtta aşağıdaki ana başlıkların her okuyucunun ilgisini çekeceğine inanıyorum: Çocukluk Çağı, Okula Hazırlık ve Okul Olgunluğu, Okul Korkusu, Ev Ödevi, Parmak Emme, Tırnak Yeme, Seyirce (Tik), Zekamız, Zekayı Anlamaya Yetiyor mu?, Oyun Çocuğun İşidir, Kardeş Kıskançlığı, Bu Çocuk Hırsız mı?, Çok Hareketli Çocuk, Çocuk Tembel Olur mu?, Çocuk ve Kitap, Bu Çocuk Yalancı mı Olacak?, Çocuk ve Televizyon, Sorumluluk Eğitimi, Solak Çocuk, Çocuğun Eğitiminde Babanın Önemi, Aç Mezarı Yok mu?, Cinsel Bilgilendirme, Çocuğun Dil Gelişimi, Kekemelik.

Yazar, çocuk eğitiminde, öncelikle ana-babanın eğitiminin önemini vurguluyor. Çocukluk çağını irdelerken karşılaşılan sorulara nasıl yanıtlar verileceğini açıklıyor. Çocuğa saygıyla yaklaşılmasını öneriyor: “Çocuğa saygıyla yaklaşılmalı, kendini denetleyip yönetebilmesi için uygun ortam yaratılmalıdır. Çocuk bazı işleri kendisi yapmalı, yanlışlarının sonuçlarını da göğüslemelidir. Bağımsızlığını kazanmasına yardımcı, destek olunmalıdır. Aile sorunlarına ilişkin düşüncesi sorulmalı, özel işlerinde kendi başına karar almasına olanak tanınmalıdır…” (s.46) Yazar,  örnek okuma parçalarıyla, düşünürlerin sözleriyle, görüşlerin pekiştirilmesini, çoğu kez, kendi anılarına yer vererek kitabın ilgiyle okunmasını sağlıyor. Basından, güncel olaylardan alıntılar yapıyor. Sormacalardan (anket) çıkan sonuçları değerlendiriyor, sormacalara verilen yanıtları örnek göstererek görüşlerini doğrulatıyor. Sözgelimi; verilen zor ödev karşısında öğrencinin öğretmenine seslenişine bakalım: “Öğretmenim, geçen gün verdiğin matematik ödevini annem, babam, ablam ve doktor amcam bile yapamadılar. Onlar benim gibi ilkokulu okumadılar, yani kolej sınavlarına hazırlanmadılar galiba. Olabilir mi öğretmenim?” F. Ayas, (s. 93) Çocuğun okumayı sevmesi için okul öncesinde anne babanın iyi bir örnek olması çok önemli. Yazarın kendi oğluna okumayı sevdirmesiyle ilgili bir anısı şöyle: “Oğlum dört yaşındaydı, Ağrı’daydık. Ona evde olduğumda her akşam kitap okurdum, ama o istediği için. Teftişten yorgun argın geldiğim bazı akşam okurken uykum gelir dalardım. O uyuyacağına ben uyurdum. Dürtüp uyandırır, “oku” derdi. Öyle koşullanmıştı ki, beni görünce aklına okumak gelirdi. Bir gece oldukça kalabalık konukları uğurlarken, susamış su istedi. “Biraz bekle canım, konukları uğurlayalım” dedim. İsteğini ertelemedi, ısrarla “su”, “su” diye yineledi. Ben ilgisiz kalınca bu kez “su” diyeceğine-dili öyle alışmış olmalı ki- hiç yeri değilken “oku” dedi. Herkes güldü, kendisi de…” (s.230) Yazar, çocuğun cinsel bilgilendirilmesiyle ilgili olarak da önemli örnekler sunuyor. Anne-babaya en çok zorlandıkları bu konuda yardımcı oluyor.

“İlkem, Çocuklara Saygı  Duymak” (2) adlı kitap şu ana bölümleri kapsıyor: Ana-Baba Tutumları, Çocukla İletişim, Disiplin, Ceza ve Ödül, Dayak. Yazar, insanın yaşamında ilk altı yılın önemini vurgulayarak çocuk eğitimine ağırlık verilmesi gereğini belirtiyor. Çocukların kendilerine güvenen bir insan olarak yetiştirilmelerini istiyor. Fakir Baykurt’un bir çocukluk anısına yer veriyor: “Küçük bir çocukken Fakir Baykurt’un canı çay istiyor. O yıllarda çay sadece kahvehanede var. Küçücük Fakir ilk kez çay içecek. Ama sıcak bardağı tutamıyor, düşürüyor. Annesi ikinci bir çay söylüyor. Fakir Baykurt bu olayı unutmamış, yıllar sonra annesine o gün kendisine neden bir tokat atmadığını soruyor. Annesinin yanıtı: ‘O tokadı atsaydım, pısırık olurdun. Ben kendine güvenen bir insan olmanı istedim.’ Bunu diyen altı çocukla kocasız kalmış, yoksul, okuma-yazma bilmeyen köylü bir kadın…” (s.6) Yazar, çocuğa karşı olumsuz etkileri olan tutumları örneklerle açıklıyor. Reddedici, yetkinci, aşırı koruyucu, izinci, otoriter tutumları eleştirirken, demokratik tutumun nasıl olması gerektiğini belirtiyor. Anne-babanın kendisini sınaması için test örneği de sunuyor. (s.71-72)  Çocukla iletişim kurmada, “sen dili” ile “ben dili”nin önemini örneklerle açıklıyor. “Sen dili” ya da “sen iletisi” çocuğa buyruk vermek olduğu için itici. Örnek: “Kıs şu televizyonun sesini, hep böyle yapıyorsun, bıktım senden.” (s. 95) “Ben dili”ne bir örnek: “Müziğin sesi yüksek, rahatsız oluyorum, okuduğumu anlamıyorum.” (s.121) Anne-baba bu iki örneğin çocuk üzerindeki etkisini değerlendirdiğinde “ben dili”nin önemini anlayacak kuşkusuz. Birer örnek daha verelim: Sen dili: “Oyuncaklarını topla, toplamazsan ne olacağını biliyorsun!” Ben dili: “Oyuncakların dağılmış, üzerlerine basıp düşerim diye korkuyorum.” (s.125) Yazar, çocuğa gösterilen saygı ve sevginin önemini, çocuk üzerindeki disiplinin etkilerini olumlu ve olumsuz yönleriyle açıklıyor. Ödül ve cezanın sakıncalarını irdeliyor. Övgünün de yerli yerinde yapılmasını öneriyor. Yapmacık övgüleri çocuğun sezdiğini vurguluyor. Bir örnek:”Birçok baba bunu yapar, kızına şöyle der: ‘Güzel kızım, dünyalar tatlısı kızım, var mı benim kızım gibisi, bi’tanedir o!’ Kız: ‘Baba, uzatma! Kahven yine orta şekerli mi olsun?’ Övgü çok kullanılırsa ucuzlar, alışkanlık yapar…” (s.241) Dayak konusu da ilginç. Bugünlerde eğitimdeki şiddete yönelik haberler çoğunlukta, çözümler aranıyor. Yazar, eğitimci-yazar Sarıhan’ın okullardaki dayakla ilgili bir anısına yer veriyor: Sarıhan (1987) ders vermek için ilk kez girdiği sınıfa (6. sınıf) soruyor: _Öğretmen dayak atmalı mı?Öğrenciler: _Atmalı, diyorlar. Sarıhan bu kez: _ İlkokulda kimler dayak yedi? diye soruyor. 39 öğrencinin 38’i parmak kaldırmış. Dayak yemeyen o tek çocuk meğer ilkokulu Belçika’da okumuş.” (s.261) Yazar, dayak konusunda, Köy Enstitülerindeki uygulamayı olumlu örnek olarak sunarken, günümüzde MEB’deki uygulamayı eleştiriyor. “Öğrencilerin dayakla eğitilmemesi” konulu 15.02.1988 tarihli yazı için: “Konunun yazılışında mantık yanlışı var:’Öğrencilerin dayakla eğitilmemesi’. Sanki dayakla eğitim olabilirmiş de olmamalıymış…” (s.273)

Bilim Uzmanı Recep Nas, çocuk eğitimiyle ilgili iki kitabında da aynı yöntemi izliyor. Örnek okuma parçaları, düşünürlerin sözleri, kendi anıları, basından alıntılar önemli yer tutuyor. Çocuk eğitimini güncel olaylarla, örneklerle, yinelemelere düşmeden anlatıyor. Türkçeyi çok güzel kullanışıyla da ilgi çekiyor. Her öğretmenin, her anne-babanın okuması gereken kitaplar bunlar.

(*) 1. Çocuk İnsandır- Recep Nas, Ezgi Kitabevi, Bursa, Ocak 2006

2. İlkem, Çocuklara Saygı Duymak, Ezgi Kitabevi, Bursa, Mart 2006

(Türk Dili Dergisi, Kasım-Aralık 2007)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016