OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

BOZCAADA KİTABI-HASAN AKARSU

BOZCAADA KİTABI (*)

Yazar, gazeteci, akademisyen, televizyoncu Haluk Şahin, “Bozcaada Kitabı”nda
Bozcaada’yı tüm yönleriyle tanıtıyor. Bozcaada’yı her şeyden önce Bozcaadalılardan
öğrendiğini belirten yazar, adanın gözü gibi korunmasını istiyor. Dört ayrı yerden bakılınca,
dört ayrı görüntüsü olan adayı, Şemsettin Sami Bey’in kuyruklu bir piyanoya benzettiğini
anımsatıyor. 36 kilometrekare büyüklüğünde olan, tam 500 yıllık Türk adasının bize Fatih
Sultan Mehmet’in kalıtı olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin Gökçeada ve Marmara Adası’ndan
sonra üçüncü büyük adası Bozcaada (Tenedos).
Yazar, Bozcaada’ya ilk kez 1988’de gidiyor, gidiş o gidiş. Bozcaadalı oluyor. Çünkü
ada, “güneşle rüzgarın, maviyle yeşilin” insanın içini doldurduğu özelliklerle dolu. Ismarlama
tavşan vurulan ada, Koz Oteli (Ege Oteli), Koreli Lokantası, Polente Feneri, kalesi, kilisesi,
Ayazma Plajı, alacalı-bulacalı kedileri, mor, beyaz, pembe anemonları, çiğdemleri, bağları,
Mermerburnu, Mermer Koyu, Yakar Kaptan’ı, kekik kokuları ve en güzel yemekleriyle
unutulacak bir yer değil. Bir yönüyle “Rüzgarlı Ada” olup uzaktan boz görünümüyle
gemicilerin “Bozcaada” adını verdikleri ada, 1455’te Osmanlı egemenliğine giriyor. Rumlar
ve Türkler bir arada yaşıyorlar. 1923’te Lozan Antlaşması’yla Rum sayısı azalıyor, 1950’den
sonra daha da azalarak 1994’te 20-25’e değin düşüyor. 26 Temmuzda yapılan Ayazma
Panayırı dışardan gelen Rumlarla şenlendiriliyor. Bayramiç ve Ezine köylerinden gelenlerle
adadaki Türk sayısı artıyor.
Haluk Şahin, adaya gidişin1994’ten sonra kolaylaştığını, “köhne çıkartma gemilerinin”
yerine, normal araba vapurlarının konulduğunu, Odunluk İskelesi yerine, Geyikli
İskelesi’nden gidildiğini belirtiyor. 1998’de adaya karşı kıyıdan içme suyu getirilmesiyle su
sorunu da çözülüyor. Bozcaada’da, Rumlardan kalma ot yemekleri kültürünün etkin olduğunu
öğreniyoruz. Salyangozlu bulgur pilavı, ahtapot yahnisi adanın en geçerli yemeği. Domates
reçeli de adaya özgü yiyeceklerden. Bozcaada, en çok da bağlarıyla ünlü. M.Ö. İkinci yüzyıla
ait Tenedos parasının üzerinde üzüm salkımı bulunuyor. 1956-1976 yılları arasında, orada
sürgün yaşayan Ticani Şeyhi Kemal Pilavoğlu’nun yüz bin kütük bağı, şarap haram diye
bakımsız bıraktığı söyleniyor. Tenedos’un, tarihte, Troya’nın alınmasında konumu gereği
etkisi olduğu ileri sürülüyor. Tenedos, askeri üs olarak kullanılıyor, gemiler orada gizleniyor.
Beş bin yıllık tarihi olan ada, Tenedos adını, Kolonai Kralı Kyknos’un oğlu Tenes’ten alıyor.
1478-1479’da yıkık kalesi Fatih tarafından yaptırıldıktan sonra Bozcaada adı veriliyor.
Dünyaca ünlü birçok gezginin adaya uğradığı biliniyor. Bizim “mavi yolculuk”larımızın
yazarı Azra Erhat da 1962’de adaya uğruyor ve üzüm alamadığı için “sevimsiz bir yer” olarak
nitelendiriyor adayı. Çünkü tüm üzümler sandıklara doldurulup İstanbul’a gönderiliyor.
Şarabı da ünlü adanın. Şarap zamanı İstanbul’da, kimi meyhanelere “Bozcaada şarabı geldi”
duyurusu asılıyor.
Bozcaada’yla bütünleşen bir kaptan var: (Halil) Yakar Kaptan. Tam elli yıl adada
kaptanlık yaptıktan sonra emekliye ayrılıyor. Anılarını anlatırken, 1930’lu yıllardan, 1950’li
yıllardan söz ediyor, ulaşımın büyük bir sorun olduğunu, Bursa, Bartın ve Ülgen vapurlarının
İstanbul’dan gelip açıkta beklediklerini, yolcuları adaya motorla çıkardığını belirtiyor. 1983’te
araba vapurları gelince Yakar Kaptan’a fazla iş kalmıyor.
Yazar Haluk Şahin, kendi Bozcaada’sını anlattığını, herkesin başka bir Bozcaada’sı
olabileceğini belirtirken, son zamanlarda adaya ilginin arttığını da vurguluyor. “Bozcaada’ya
severek bakmak, bakarak sevmek isteyenler için” güzel bir yapıt Bozcaada Kitabı.

(*) Bozcaada Kitabı- Haluk Şahin, Troya Yayıncılık, 4. Baskı, Ağustos 2005

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016