OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

BEN FİLOZOF MUYUM?-hasan akarsu

 

“BEN FİLOZOF MUYUM?” (*)

 

Tansu Bele, öyküleri, romanları, incelemeleriyle tanınan çok yönlü bir yazarımızdır. “Ben
Filozof muyum?” çocuk romanı olup yaşamayı sorgulayan çocukların dünyasını yansıtması
bakımından önem taşımaktadır. Romanda, kardeşi Selen’den üç yaş büyük olan Tuğce’nin
sorgulayıcı yönü öne çıkarılmaktadır. O, kardeşinin oyun isteklerini geri çevirip büyüklerine
sorular sormaktadır:”Bulutlar nereye gider?”, “Balıklar neden denizde yaşar?” vb.
Tuğçe’nin Necmi Dedesi, Burgazada’da oturan emekli felsefe öğretmeni olup çevrede
sevilen birisidir. Ailece, dedelerine gittiklerinde, Tuğçe, ona sürekli sorular sormaktadır.
Necmi Dede, yağmurun nasıl yağdığını anlatırken bilime, deneye dayalı fiziksel yöntemle
birlikte, metafizik yolu da açıklamaktadır. Tuğçe, dedesiyle konuşmalarını bu yüzden seviyor
ve merak ettiği her şeyi ona sorabiliyor. Kalpazan Kayalar’a gittiklerinde, oraya niçin o ad
verildiğini açıklıyor Necmi Dede:”Buraya neden Kalpazan Kayalar denir, biliyor musun
Tuğçe?- “Hayır dede, söylesene”- “Çok eski zamanlarda burada korsanlar saklanırmış. Daha
sonra hırsız çeteleri de kaçıp gizlenmeye başlamış. O yüzden…” (s.17).
Tuğçe, dedesinden doğanın değişim yasasını öğreniyor. Geceyle gündüzün gizini çözmek
için bilim adamlarının yüzyıllar boyu çalıştığını, gizi yine akıllı insanların çözdüğünü,
felsefenin ortaya nasıl çıktığını öğreniyor:”…Aşağı yukarı öyle. Yalnız felsefenin ortaya
çıkışı kolay olmadı. İnsanın varoluşundan sonra binlerce yıl geçmesi gerekti. İnsan önce, ben
kimim, neyim, sonra da bu dünya ne, neden var, diye düşünmesi ve sorması gerekti. Çok uzun
süre de sordu bu soruyu kendi kendine” (s.19).
Yazar, Burgazada’da komşuluk ilişkilerini de yansıtıyor. Tuğçe’nin, Necmi Dedesinin
komşu çocukları Volkan ve Gökhan’la tanışıp oynamasını anlatması buna güzel bir örnektir.
Tuğçe, dedesiyle Sait Faik’in müzesini gezmeye gidiyor. O sırada, tanınmış bilginlerin
düşüncelerini öğreniyor dedesinden. İnsanların merakları yüzünden birçok şeyi araştırıp
öğrendiklerini anlıyor. Tuğçe’nin çok soru sorması, annesi Nesrin’i kızdırıyor. O da babasıyla
tartışmak zorunda kalıyor:” Tuğçe hep aynı soruları soruyor baba. Yok, insan neymiş, yok,
yaşam neymiş, yok ölüm neymiş…Daha bir sürü soru. Bunları binlerce yıldır hiç kimse
çözememiş de Tuğçe mi çözecek? Ne filozoflar çözmüş ne de din kitapları bu soruları.
Din kitapları en güzel yanıtları vermiş zaten” (Babası ona karşı çıkıp şunları söylüyor)
: -“Söylediklerin, senin gibi bir eczacıya hiç yakışmıyor Nesrin. Din kitapları yanıt verir
ama soru sormaz. Yeni sorular sorulmasına karşı çıkar…” (s.36). Sonra Sait Faik’in en
güzel öykülerini deniz, martılar ve balıkçılar üzerine yazıp insanımızı çok güzel tanıttığını
açıklıyor Necmi Dede. O sırada, Ada’da yangın çıktığı haberi geliyor. Burgazada’nın çamları
yanıyor. Çamlık alanın birileri tarafından kasıtlı olarak yakıldığı düşünülüyor. Adanın
betonlaştırılmasına karşı çıkanlar çoğunlukta olduğu için yeniden çam fidanları dikilmesi
gerçekleştiriliyor.
Tuğçe, bilgisayarın bulunuşunu, bilimlerin gelişmesini, bilginlere borçlu olduğumuzu
anlıyor. Bostancı’ya döndüklerinde, kardeşi Selen’le oyun oynayacaktır; ama oyunları felsefe
oyunu olacaktır bundan sonra.
Yazar Tansu Bele, bu kısacık çocuk romanında, çocuklara düşünmeyi, sorgulamayı
öğretmeyi amaçladığını sezdiriyor. Çocukları felsefeyle tanıştırıyor.

(*) Ben Filozof muyum? – Tansu Bele, Çocuk Romanı, Özyürek Yayınevi, İstanbul, 1. Baskı
Eylül 2010, 64 s.

1 Comment

Add a Comment
  1. çok güzel bir kitap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016