OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

ATATÜRK’ÜN YAVERİ CEVAT ABBAS GÜRER’İN ANILARI-HASAN AKARSU

 

ATATÜRK’ÜN YAVERİ CEVAT ABBAS GÜRER’İN ANILARI (*)

 

 

Cevat Abbas Gürer’in anılarını, torunu Turgut Gürer hazırlayıp üç bölümde okuyuculara sunuyor: Birinci bölümde, “Ebedi Şef Kurtarıcı Atatürk’ün Zengin Tarihi’nden Birkaç Yaprak” yeniden yayımlanmış oluyor. İkinci bölümde, “Cevat Abbas Gürer’in Yaşamı: Anılar, belgeler, yazılar ve söylevler”,  üçüncü bölümde ise, “Cevat Abbas Gürer arşivinden: İmza örnekleri, Belgeler, Fotoğraflar, Madalyalar” yer alıyor.

Cevat Abbas Gürer, 1887’de Yugoslavya (bugün Sırbistan) içinde kalan Niş kentinde doğar. 13 Aralık 1905’te Harp Okulu’na girip 01 Eylül 1908’de Piyade Teğmen olur. Manastır Harp Okulu’nda öğrenciyken İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girer. Mart 1911’de Selanik ili sınırları içinde eşkıya takibinde görev alır. 03 Şubat 1913’te inzibat subayı olarak İstanbul Merkez Komutanlığı emrine atanır. 16 Nisan 1915’te Anafartalar Grubu Kurmayı’na verilir. 1916’da yüzbaşı olup 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın yaverliğine atanır. Savaş süresince onun yaverliğini yapar. 30 Nisan 1919’da 9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri olarak Anadolu’ya geçer, Atatürk’le birlikte olur. İstanbul Mebusan Meclisi’nin son döneminde 08 Ocak 1920’de Bolu Milletvekili olarak Meclise katılır. Meclis feshedilince Ankara’ya geçip 05 Temmuz 1920’de TBMM Genel Kurulu’nda Bolu Milletvekili olur. 17 Temmuz’da Yozgat yöresindeki ayaklanmaların bastırılmasında etkili olur. 20 Ekim 1920’de özel görevle Bulgaristan’a gönderilir ve başarılı olur. 04 Şubat 1922’de yeniden Meclis’e katılır. İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci dönemlerde yeniden milletvekili seçilerek yasama görevini 1939’a değin sürdürür. 04 Temmuz 1943’te Yalova’da yaşamı sona erer. Yirmi dört yıl Atatürk’ün yaverliğini yapan Cevat Abbas’ın anıları Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemi yıllarına tanıtlık ettiği için önem kazanıyor.

Mustafa Kemal, İstanbul’da, işgal kuvvetleri için  “Geldikleri gibi giderler” sözünü Cevat Abbas’a söylüyor. İlk tanışmaları, Selanik’teki Kristal Gazinosu’nda oluyor. Lofçalı İsmail, “üsteğmen bizdendir” diyerek tanıtıyor onu. Yıllar sonra Veliaht Vahdettin’le Almanya’ya Mustafa Kemal’in yaveri olarak gidiyor. Amasya Genelgesi’ni Cevat Abbas yazıyor. TBMM’nin resmi görevlisi olarak yurtdışında 417 gün kalıyor ve dış siyaseti yönlendiriyor. Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal’in yanında bulunuyor, onun karar verme yetisini şöyle anlatıyor:”…Hadiselerin müsbet ve menfi hareketlerine her zaman nüfuz eden koca Dahi; her işinde hakim olarak karar verir ve tedbir alırdı. Yirmi dört yıllık yakınlığımda bu fıtratın en büyük kabiliyet ve enerjisi sahibi Atatürk’ü, hep aynı kuvvet ve kudrette gördüm…” (s.31) Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’ndaki başarısından dolayı ün yapmaması için uğraşanlara tanık oluyor. Atatürk, Anafartalar’da adı duyulduğu için Edirne’de coşkuyla karşılanıyor. Kısa bir süre sonra Kafkas cephesine gönderiliyor. Mareşal İzzet’in emrinde Doğu Cephesi’nde görev yapıyor. Diyarbakır’da cepheyi denetlerken gidilemeyecek yerlere de gidiyor ve Paşalığa terfi ediyor. Okul arkadaşlarından Fuat Bulca, Nuri Conker de orada olduğu için sevinçli. Muş Cephesine hareket ediyor, Kulp’ta 8. Tümen Karargahı’nda üç gün üç gece, 8 kat güçlü düşmana karşı savaşıyor. Cephede 6 gün yemek yok, Mustafa Kemal en önde:”Evet, Mustafa Kemal taarruzlarda en ileride yürüyen, ricatlarda en geride kalan, misli tarihte az görülen bir kumandan olduğu içindir ki o, daima az kuvvetle büyük muvaffakiyetler kazanırdı…” (s.53) Oradan Sadrazam Talat Paşa’ya yazdığı “Meşhur Rapor”da, Osmanlı’nın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu ve kurtuluş çarelerini belirtiyor. Albay İsmet İnönü ile ilk kez Serkat Karargahı’nda tanışıyor.

Cevat Abbas, Anafartalar’da Mustafa Kemal’in düşmanın çıkartma yapacağı yerleri önceden belirlemesine tanık oluyor. 8. Fırka Mustafa Kemal’in emrinde. 28 Temmuz’da Conkbayır’ı taarruzunda, bu iki günlük savaşta Çanakkale Boğazı kurtarılıyor.

Fotoğraflarda gördüğümüz Ülkü’yle ilgili bilgiler veriyor Cevat Abbas. Ülkü’nün annesi Vasfiye kimsesiz kalınca, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, onu korumasına alıyor. Zübeyde Hanım ölünce de Vasfiye’ye Makbule Boysan bakıyor. Vasfiye, izinsiz evlilik yapıyor ve mutsuz. Atatürk’e sığınınca, Ata, onu şimendifer memuruyla evlendiriyor. Ülkü, bu evlilikten doğuyor. Atatürk’ün Türkçe tutkusu, Ülkü’ye olan sevgisi yer alıyor anılarda.

Zübeyde Hanım, “Vakur, ciddi, taşkın zekalı” olarak tanıtılırken, devlet büyüğü olan oğlu Mustafa Kemal’in elini öpmek istediği de belirtiliyor. Mahmut Esat Bozkurt’un Ata’ya verdiği sıfatın ne değin yerinde olduğuna tanıklık ediyoruz: “Yurdun gece bekçiliğini yapan Atatürk” (s.107)

İkinci bölümde, Cevat Abbas Gürer’in yaşamı yansıtılıyor. Cevat Abbas, Anafartalar’da, Mustafa Kemal’in “yerine getirilmesi zor emri”ni anlatıyor. Otuzdan fazla erin dağınık gittiğini görünce, kaçak erler olduğunu düşünerek öldürülmesi emrini veriyor. Cevat Abbas, erlere ulaşarak durumu öğreniyor, hastalandıkları için birliklerinden koptuklarını, onları aradıklarını öğreniyor ve Mustafa Kemal’e emrini yerine getirmediğini, açıklama yaparak  iletiyor. Mustafa Kemal de Cevat Abbas’ı ödüllendiriyor. Anafartalar anılarında, Mustafa onbaşının, komutanın emri üzerine Avustralyalı iri-yarı bir boksörü, boğazını sıkıp canlı olarak nasıl tutsak ettiğine tanık oluyoruz. Söylentilere neden olan, kurtarıcı beyaz bulutlarla ilgili anıya da yer veriyor Cevat Abbas. 4. Fırka askerleri dinlenirken düşman saldırıya geçince, yaz sıcağında ceketlerini bile giyemeden karşı saldırıya geçiyorlar. İç çamaşırlarıyla  beyaz bulut görüntüsü oluşuyor böylece.

Atatürk’ün sınıf arkadaşı Ayıcı Arif’le ilgili anılar da ilginç. Atatürk’ten her türlü desteği gördüğü halde, Cumhuriyet’le birlikte muhalefete geçip intikam almaya yöneliyor ve idam ediliyor. Fethi Okyar ile Tevfik Rüştü’yü Gelibolu’dan otomobille alıp Anafartalar’a getiriyor Cevat Abbas. Mustafa Kemal okul arkadaşlarıyla Çanakkale Savaşlarında buluşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Birinci Dünya Savaşı’nda, Alman General Falkenhein’in gönderdiği sandık dolusu altınları geri gönderiyor Mustafa Kemal. Onun Filistin Cephesi’nde, 85 bin kişilik düşman ordusunu yarıp, 7 bin kişilik orduyla Şam’a ulaştığını biliyoruz. Daha sonra Adana’da Liman Von Sanders’ten Yıldırım Orduları Kumandanlığını aldığını da. Mustafa Kemal, İstanbul’a gelip Mebusan’da konuşma yapıyor. O sırada, Padişah emriyle Meclis feshediliyor. Şişli’deki eve, Albay İsmet gelip bağlılığını bildiriyor Mustafa Kemal’e. Tekirdağ Kolordu Komutanı Kazım Karabekir, Erzurum Kumandanlığına atanıyor ve Mustafa Kemal’e bağlılığını iletiyor. Bandırma Vapuruyla Samsun’a çıkacağını öğrenen Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Bey: “Gitme Kemal! Aldığım malumata göre bineceğin vapuru Karadeniz’de batıracaklar” diyerek uyarıda bulunuyor. Mustafa Kemal’e, Sabri Toprak ile Kara Kemal’den darbe önerisi geliyor. O ise kurtuluşu Anadolu’da görüyor. 3. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıkmayı başarıyor. Bunda, Cevat Abbas’ın akrabası olan Harbiye Nazırı Mareşal Şakir Paşa’nın desteği oluyor. Mustafa Kemal’in Samsun, Havza ve Amasya yolculuklarını yeniden anımsıyoruz. Anadolu’ya geçen Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay da yanında.

Cevat Abbas,  19 Mayıs 1938’de yaptığı radyo konuşmasında:”Dost, düşman görüyor ve biliyor ki Türkiye demek Atatürk demektir” diyor. (s.244) Cevat Abbas’ın, Şubat 1921’de Balkanlar’da özel görevli olduğunu biliyoruz. Bulgaristan’dan Anadolu’ya silah gönderilmesinde etkili oluyor, Trakya İhtilal Komitesi’ni kuruyor. Büyük Taarruz öncesinde, çay ziyafeti şaşırtmacasında da önlerde Cevat Abbas. Fuat Bulca’yla birlikte ilgiyi Ankara’ya çekip Mustafa Kemal’in cepheye gidişini gizlemekte başarılı oluyorlar. Cumhuriyetin ilanından sonra ise, Türk Tayyare Cemiyeti’nin Kurucu Başkanı olarak görüyoruz onu. Sivil havacılıkta etkili çalışmalar yapıyor. 1928 ile 1939 yılları arasında, İş Bankası İdare Meclisi üyeliğinde bulunuyor. Ateş Güneş Kulübü’nü kuruyor. Atatürk’ün yanında, sofrasında, tüm olaylara tanıklık ediyor. 18-19 Temmuz 1936’da Montrö Antlaşması imzalanınca, Atatürk:”Lozan, Montrö’de taçlandırılmıştır” diyor. (s.336) Cevat Abbas, anılarında, Atatürk’ün az uyuduğunu, jimnastiği, güreşi, kürek çekme ve yüzme sporunu sevdiğini anlatıyor. Onun gençliğe inandığını, kadınlara değer verdiğini belirtirken çok çalıştığını vurguluyor. Atatürk’ün çevresinde bulunan kişileri tanıtıyor. Atatürk’ün, İsmet İnönü’yü Başbakanlıktan alma gerekçesini öğreniyoruz. İnönü, Atatürk’ün içki sofrasında devleti yönetmekle ilgili kararlar aldığını, sabahleyin gidip bunların uygulanamayacağını söylediğinde, kendisine:”Canım sen bildiğini yap” dediğini, 1937’de iyice sinirlenmeye başladığını vb belirtiyor. Hikmet Bayur ise İnönü’yü yalanlıyor:”Gerçek şudur ki Atatürk’ün içki masasında devlet işleriyle ilgili bir karar aldığı görülmüş bir şey değildir…” (s.385) İsmet İnönü, Atatürk’ün ölümünden sonra Cumhurbaşkanı olunca, Cevat Abbas’ı Bolu Milletvekilliğinden uzaklaştırıyor. Kılıç Ali de, Ata’nın son günlerinde, Cevat Abbas’ın onun yanında bulunmadığını söylüyor. Nedeni, kimi kişilerin araya girerek Atatürk ile Cevat Abbas’ın aralarını açmaları. Makbule Hanım da bu görüşü onaylıyor. Aralarının özellikle soğutulduğunu vurguluyor. Ata’nın ölümünden sonra Cevat Abbas’ın polislere izlettirilmesi düşündürücü. Cevat Abbas, ölmeden önce çocuklarına politikaya girmemelerini vasiyet ediyor. Gerekçesi de, politikanın “kardeşi kardeşe düşman ettiği”dir. Derince’deki çiftliğinin işgal edilmesi çektiği sıkıntıların göstergesi.İlk eşi Memduha Hanım, Çankaya’da Latife Hanım’a yardımcı oluyor. 22 Aralık 1930’da Memduha Hanım boşanıp, Değirmendere’de akrabalarının yanında yaşıyor. 14 Aralık 1950’de şekerden öldüğünde, koynundan cenaze giderleri için beşibiryerde çıkıyor. Cevat Abbas ise, 22 Ekim 1936’da Münire Hanımla evlenip yaşamını sürdürüyor.

Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas’ın Anıları, Osmanlı’nın son dönemine, Çanakkale Savaşlarına, Birinci Dünya Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na, Erken Cumhuriyet Dönemi’ne ve en önemlisi Atatürk’ün yaptığı çalışmalara tanıklık ediyor. Tam 24 yıl Mustafa Kemal’in yanında olmak az şey değil.

 

(*) Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer- Hazırlayan: Turgut Gürer, Yapım – C, 2. Baskı, Kasım 2006

1 Comment

Add a Comment
  1. cevat abbasın anılarını okudum ve etkilendim. yakın tarihimiz ile ilgili olarak bu anılardan çok şeyp öğrendim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016