OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

ahmet miskioğlu kitabı-hasan akarsu

“AHMET MİSKİOĞLU KİTABI” ÜZERİNE (*)

Eğitimci, yazar, ozan Osman Bolulu, “Ahmet Miskioğlu Kitabı”nda onun
yaşamöyküsünü anlatıyor. Yedi bölümden oluşan kitapta, Osman Bolulu, bu çalışmayı yapma
gerekçesini belirtirken, öğrencileri de Miskioğlu’nu tanıtıyorlar. Ayrıca onunla ilgili yazılara
yer veriliyor. Yapıtları, dil ve düşünüş imecesiyle birlikte, Türk Dili Dergisi’ni çıkarma
çalışmaları irdeleniyor.
Osman Bolulu, “Niçin Ahmet Miskioğlu” adlı yazısında, onun Türkçe tutkunu
oluşunu belirtirken, dil üzerine ayrıntılı bilgiler veriyor: “ Türk ulusu, ulusal kimliği
yitirmeyişini, diline borçludur…Çünkü dil ulusal varlığımızın omurgasıdır…Kimlik
belgemizdir…Ulus varlığı için dil, topraktan öncedir…” (s.10) Yazar, Türkçe’nin diyalektik
bir dil olduğunu, “doğa gibi, insan gibi süreğen” olduğunu vurgularken Kurtuluş
Savaşı’nın bağımsızlık imecesiyle gerçekleştiğini, dil devriminin yabancı etkilerden
kurtulma savaşımının sonucu olduğunu söylüyor. Cumhuriyet’e ve Atatürk’e doğrudan
saldıramayanların zamanla dil devrimine saldırdıklarını, 1950’lerden bugüne değin çok
yol aldıklarını ve 12 Eylül’le daha da güçlendiklerini belirtiyor. İşte bu noktada Ahmet
Miskioğlu’nun dil devrimine bilinçli olarak sahip çıkışı önem kazanıyor: “…Açıklamaya
çalıştığım ön kesişlerin en koyusunu uygulamaya koyup pekiştiren 12 Eylül karabasanının
egemenliği sürerken, Türkçe düşünüş, Türkçe yazış savaşımına girişen, bu girişimini Türk
Dili Dergisi’yle uygulamaya koyan Ahmet Miskioğlu’nu konu edinişimin nedeni, sergilemeye
çalıştığım olgulara karşı çıkışta, onunla düşündeş oluşumdandır…” (s.15)
12 Eylül Darbesi’nin dışardan güdülemeyle yapıldığı biliniyor. “Atatürkçü düşünüşün
içinin boşaltıldığı bir dönem” olarak tarihte yerini alan bu hareketle, kitaptan, eğitimden
uzaklaşılıyor, dinsel bir eğitimin önü tam anlamıyla açılıyor. TDK, TTK kapatılıyor, dilciler
suskunlaşıyor. Ahmet Miskioğlu, 1987’de İstanbul’da Türk Dili Dergisi’ni çıkarmaya
başlıyor. Osman Bolulu, Miskioğlu’nu iyice tanıtabilmek için Hatay Sorunu’nun yaşandığı
yılları anlatıyor. 1924 Antakya doğumlu olan Miskioğlu’nun babası Nafi Miskioğlu’nun
Divançe-i Nabii Zaman adlı yayımlanmamış kitabı olduğu, ayrıca Hatay’ın Son Aruz
Şairi olduğu biliniyor. İşgal yıllarında, Hatay bölgesinde ulusalcı güçlerin yanında yerini
alıyor. Beş kardeşten biri olan Ahmet Miskioğlu, çocukluğunda evlerine yapılan düşman
baskınını yaşıyor. Fransız yönetimine bağlı okula gidiyor: “…Türk askerinin, henüz Hatay’a
girmediği dönemde (1936 olmalı) beşinci sınıf öğrencilerine öğretmen, “Cumhurbaşkanı
kimdir?” diye soruyor. Bir öğrenci, “İnsan, babasının adını bilmez mi, Mustafa Kemal
Atatürk!” diye bağırıyor…” Bu öğrenci Miskioğlu’dur. Daha sonra Türk askerinin Antakya’ya
girişini, Fransızların çekilişini yaşıyor. Antakya Lisesi’nde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi’nde okuyor ve İskenderun Lisesi’nde, Konya Selçuk, Balıkesir Necati Eğitim
Enstitülerinde öğretmenlik yapıyor. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim
üyeliğinden emekli oluyor. Necati Eğitim Enstitüsü’nü ve Hukuku bitiren Türkan Hanımla
evli olan Miskioğlu, eşinden TDD için büyük destek görüyor.
Ahmet Miskioğlu’nun Türkçe ve yazın sevgisi, öğretmenlik yıllarında çıkardığı
Gökçeyazın Dergisi’yle pekişiyor. Türk Dili Dergisi’yle ve yayımladığı yapıtlarıyla
yazınımızda önemli bir yer alıyor: Ana Temleriyle Sait Faik ve Yeni Türk Edebiyatı
(1979), Sait Faik-Yaşamı, Kişiliği, Sanatı ve Yapıtları, Değerlendirmeler, Şiirleri (1991),
Dost Yazarlar, Yazar Dostlar (1996), Dilimiz-Yazınımız (1999). Türk Dili Dergisi’nde
bugüne değin yazdığı yazılar, onun başkalarına sevgiyle yaklaştığının göstergesi: “…Ahmet
Miskioğlu’nun başyazıları, onun gürültüsüz, tafrasız, işini gösterişten uzak planlayıp

yürüttüğünü, bağırtısız tutumla derginin yönünü ayarladığını; derginin dil, düşün, yazın
dengesini sağladığını gösteriyor. O, nefer görünüşlü dil yazın önderi. Kimliğine yakışıyor
hani. Yapıp ettiğini, başarısını azaltmıyor böylesi. İnadına çoğaltıyor.” (s.43)
Öğrencilerinden Halil Şahan, İncila Çalışkan, Vedat Yazıcı, Mustafa Gazalcı
yazılarıyla onu tanıtıyorlar. Onun dil konusundaki kararlılığından, yeni yayınları sınıfa
getirip tanıtmasından çok etkilendiklerini belirtiyorlar. Cumhuriyet Kitap’ta Ahmet
Miskioğlu’nu tanıtan yazılara yer veriliyor. Bedrettin Aykın’ın söyleşisi, Miskioğlu’nu
her yönüyle tanıtıcı nitelikte. Güvenç Elman, Mehmet Başaran, Tansu Bele, Mahir Ünlü,
Şenol Gürel, Fatma Gürel de yazılarıyla Miskioğlu’nu anlatıyorlar. Fatma Gürel’in anısı,
Miskioğlu’nun dilimizin özleşmesindeki katkılarına güzel bir örnek oluşturuyor: “Bir
öykü yazdım. Adını “Katil” koydum. Öykünün kahramanı birini öldürmek istiyor, neden
öldürmek istediğini, çektiği sıkıntıları anlatıyordum orada… TDD’de yayımlanmak üzere
Ahmet Miskioğlu’na verdim. Çantasına koymadan bir göz attı. Başlığı görünce irkildi. Her
zamanki ölçülü, kibar tavrıyla “Bunun yerine Türkçe bir ad koysanız” dedi. Bu konudaki
titizliğini görünce başlığı değiştireyim dedim…Şimdi bunun yerine ne koyabilirim diye
düşündüm. “Öldüren kişi,öldürücü, yok edici…” Ancak bunların hiçbiri istediğim anlamı
vermiyordu. Sonra aklıma şu başlık geldi.”Seni Öldüreceğim”. Böyle yazdım ve Miskioğlu’na
verdim. O gün yüzünde gördüğüm sevinci hala anımsıyorum…” (s.69)
“Yapıtları ve Türk Dili Dergisi Hakkında Yazılar” bölümünde, Ali Dündar,
Muzaffer Uyguner, Şükran Kurdakul, Oktay Akbal, Dursun Özden, Nihat Yunuseli, onu,
yapıtlarını tanıtıyorlar. Ayrıca TDD’nin 10 Yılı için Oktay Akbal, Sami Karaören, Tahsin
Yücel,Abdullah Rıza Ergüven, Ali Dündar, Muzaffer Uyguner, Mahir Ünlü, Halim Uğurlu,
Behzat Ay, Mehcure Karaören yazdıkları yazılarla derginin işlevini dile getiriyorlar.
Ahmet Miskioğlu’nun Türk Dili Dergisi’yle yaptığı bir “Dil, Düşünüş İmecesi”. Osman
Bolulu, onun Perşembe Toplantıları için verdiği uğraşıyı, toparlayıcı kimliğinin bir simgesi
olarak değerlendiriyor. Merkez Kıraathanesi, Elif Kahvesi, Çağlayan Oyun Salonu, Emre
Kültür Merkezi, Eleştiri Kitabevi, Hatay Restaurant vb. yerlerde yazarların toplantılarını,
söyleşilerini yönetmekle ne büyük bir özveride bulunduğu ortada.
Son bölümde Osman Bolulu, Türk Dili Dergisi’nin çıkış aşamalarını Miskioğlu’yla
söyleşerek yansıtıyor. “Cumhuriyet kültürünün işliği Türk Dili Dergisi” nin çıkarılış
öyküsünde, “Ahmet Miskioğlu’nun sabrı, babasından gelen direngenliği, önüne çıkan
engellerden yılmayışı, ülküsünden, inancından caymayan kişiliği yatıyor…”(s.154) diyor.
“Damarı damara bağlayan, kökümüzden ileriye çiçek açtıran” Türk Dili Dergisi’nin kurucusu
Ahmet Miskioğlu’nun yaşamöyküsünü bilmek bir ayrıcalık. Osman Bolulu, bu yapıtıyla
önemli bir görevi yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyor şimdi.

(*) Ahmet Miskioğlu Kitabı- Osman Bolulu, Kum Yayınları, 1. Basım Haziran 2004

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016