• Ümit Kafatancıoğlu Öykü Ödülleri Ile Ilgili Mustafa Aslan’ın Yazıları-2008

• ÜMİT KAFATANCIOĞLU ÖYKÜ ÖDÜLLERİ-2008
06 Mayıs 2008

Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması – 2008 düzenlendi, ödül alanlar açıklandı.

Yüzlerce öykü katıldı, Ümit Kaftancıoğlu adına düzenlenen öykü yarışmasına. Seçici kurul sabırla tek tek okudu, bütün öyküleri.

Öykü dünyamıza yeni yazarlar kazandırılmasına bir katkıdır, bu yarışma. Bu yıl da, ödül alan öyküler “Asmalar Üzüm Vermeyecek” adıyla kitaplaştırıldı. Kitaplaşmanın zorluğunun yanında, dağıtım vb. sorunların da yaşandığı bir dönemde öykülerin bir kitapta toplanması çok önemlidir, bana göre.

Yarışmada dereceye girenlere ödülleri düzenlenen bir törenle verildi. Geceye yoğun ilgi vardı.

Bu yıl ki, kitabın önsözünü Mehmet Güler yazmış. Güler, önsözde gariplikten Ümit’e giden yolu “ kader diye sunulanı reddetme olarak” değerlendirdikten sonra Kaftancıoğlu ile kendisi arasında bir benzerlik kurarak şöyle diyor: “Meğer bu kadar çok benziyorduk birbirimize, meğer ikimiz de öğretmendik, ikimiz de öykü yazıyorduk.

ÖYKÜLERİN SELAMI VAR!

Bu yıl yarışmaya katılan öykülerden “Asmalar Üzüm Vermeyecek” adlı öyküsüyle İbrahim Şaşma 1. lik ödülünü aldı. Şaşma öyküsünde insan ilişkilerini irdelemiş. Toplumsal kimi değerlerimizi ön plana çıkarmış. Umutla bitirmiş öyküyü yazar.

“Bekle beni anacım… Ellerini öpmeye geliyorum, yüzümün karasını silip, sırtımdaki Konya Ovası’nı bir kenara itip gönlün almaya geliyorum. Bu ahde üzüm vermez bu asma. Ahdi bozdum. Ahdettim asmayla. Üzüm bekliyorum.” (İbrahim Şaşma, Asmalar Üzüm Vermeyecek, s.16)

Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nın İkincilik Ödülü’nü Ayşe Akaltun’un Isırgan Otları adlı öyküsü aldı. Öyküde yazar, kadın bakışıyla kadın–erkek ilişkilerini değerlendirirken evlilik kurumunu da sorguluyor.

“-Isırgan otları yemeğini bilir misin? Çok lezzetlidir, ama toplaması da yapması da çok zordur. Çocukken çok severdim. Yemeyeli öyle uzun zaman oldu ki. Evde kimse toplamak istemezdi… Biliyor musun ısırgan otunu kimse dikmez. Olmayacak yerlerde kendi kendine büyür. Ama yemeği çok lezzetlidir. Bütün gün uğraşırsın ama değer, diyorum.” (Ayşe Akaltun, Isırgan Otları, s.23)

Üçüncülük ödülünü alan öykü Hikmet Yılmaz’ın Karlı Eylül ve Saksağanlar… Bu öyküde yazar fail-i meçhul konusuna değinmiş.

“…Bu kez öldürülen, Kahır Süleyman’ın ortanca oğlu Hamza’ydı. Çalıştığı fabrikadan eve dönerken oturduğu sokağın başında vurmuşlar. Katiller yine fail-i meçhulmüş. “ (Hikmet Yılmaz, Karlı Eylül ve Saksağanlar, s.30)

ÖZELLEŞTİRMEDEN KADIN SORUNLARINA

Mansiyon alan öykülere gelince… Bu ulamda da birbirinden güzel öyküler var.

Gönül Çatalcalı Yollar adlı öyküsünde Öyküye adını veren sözcüğü imge olarak kullanmış yazar. Öyküde günümüze özelleştirme, adam kayırma vb. göndermeler de var.

“Özele hizmet etmem! Baba kız olarak düsturunuz olmuş bir kez. Ama bak, uzmanlığını sonunculukla almış, rektörün nesi olduğu belli olmayan oynak kalçalı o kızı aldılar kadroya… Bizans oyunlarına kalkışmayın, yasalara güvenin.” (Gönül Çatalcalı, Yollar s.40)

Toprak adlı öyküsünde düşünce suçlularını, köy boşaltmaları vb. anlatıyor, Murat Taş. Yerini yurdunu bırakıp büyük kentlerin kenar semtlerine yerleşen, çocukları okuyamayıp çırak olan, kağıt mendil satan… insanımızın sorunlarını duyarlılıkla anlatmış öyküsünde yazar. Ülkemizin yaşadığı acılı dönemleri insan üzerinden veriyor.

“… Başladık iş aramaya. Halde hamal, inşatta amale… Baktık olmuyor, çocuğun birine bir boya sandığı uyduruk, diğerine sünger mendil… Küçüğü okulu bıraktı, çırak oldu kaportacıya…” (Murat Taş, Toprak, s. 47)

Salim Nizam Ters Lale adlı öyküsünde güzel bir aşk öyküsünü anlatmış. Geleneksel ögelerden de yararlana yazar, günümüzde anlattığı yörede para karşılığı yaşlı adamlara satılmasını dile getirmiş. Öykünün kahramanı Kızyeter’in kişiliğinde aynı çıkmazı yaşayan kızların sesi olmuş, bu öykü.

“Çıldır gölünün tam ortalarında yaz aylarında balıkçıların korktukları ve girdaba tutuldukları ve kış aylarında da kızakla yolculuk yapanların tipiye tutuldukları bir yer vardır. Kızyeter’in laneti midir, yoksa doğanın ihaneti midir bilinmez, Çıldır Gölü üzerinde hiçbir zaman on atlı yolculuk yapmaya cesaret edemez.” (Salim Nizam, Ters Lale, s.62)

Mahmut Yamalak Rahat mısın yavrum adlı öyküde çocuğunu yitiren bir annenin duygularını dile başarıyla getirmiş. Yalnız dile getirmekle kalmamış kimi sorgulamalar da yapmış.

“Ama ben anayım. Bilmez miyim? Sen yaşıyorsun oğlum. Ölseydin, mutlaka anlardım. Bir kere evlatlar önce ölmezler ki. “(Mahmut Yamalak, Rahat mısın yavrum s.71)

Muammer Küçükergör’ün Hain Lodos adlı öyküsü Cumhuriyet’le kurulmaya başlanan yolların sonraki yıllarda nasıl yok edilmeye çalışıldığını anlatıyor. Yazar DP döneminde alınan Marşal yardımıyla demiryollarının ihmal edildiğini savunuyor. Demiryolu emekçilerinin çalışma koşullarını da okurun gözlerinin önüne seriyor, Küçükergör.

“Cumhuriyetin ilk yıllarında asker ve öğretmen kadar demiryolcular da büyük önem taşırmış. Marshall yardımları devreye girdikten sonra demiryollarının önemini savunmak komünist işi olarak görülmüş. Elliyle seksen arasında yalnızca otuz kilometre yeni hat döşenmiş. (Muammer Küçükergör, Hain Lodos, s.76)

Berdar Doğan’ın Özlem adlı öyküsü bir yazarın ağzından anlatılıyor. Öyküde ölüm ve yaşam üzerinde duruluyor.

“Biraz ilerde balık tutan ailenin çocuğu, babasının tuttuğu balığı çığlıklarla karşılayınca, dönüp onlara baktı. Dünya dönmüş yere inmişti. Ölüme bu kadar sevinen başka bir canlı var mıydı? (Berdar Doğan, Özlem, s. 86)

Kitapta yer alan sonuncu öykü Hayat Akarken. Öyküyü Suna Dündar yazmış. İstemediği birine verilen, bunalımlar geçiren bir kızın öyküsü.

“Hayallerini hiç süslemeyen oyalı çeyiz çarşafları içinde, her gece onun karısıymış gibi yapacak, yalan söyleyerek, ondan ve kendinden utanarak, teninde soğuk yıvışık bir şey dolaşıyormuş gibi irkilerek, iğrenecek ve gözyaşların görünmesin diye ışıkları söndürerek…” (Suna Dündar, Hayat Akarken, s.94)

Birbirinden güzel öyküler toplanmış Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri-2008 adlı yapıtta. Öykü dünyamıza hoş geldiniz derim İbrahim şaşma, Ayşe Akaltun, Hikmet Yılmaz, Gönül Çatalcalı, Murat Taş, Salim Nizam, Mahmut Yamalak, Muammer Küçükergör, Berdar Doğan ve Suna Dündar’a.

Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri- 2008, Yayın Yönetmeni: Öztürk Tatar, Yalın Ses Yayınları, 2008- İstanbul

Cevap Yaz