OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

“HALİME KAPTAN” VE KURTULUŞ SAVAŞI-mustafa aslan

• “HALİME KAPTAN” VE KURTULUŞ SAVAŞI

Rıfat Ilgaz’ın “Halime Kaptan” adlı yapıtı edebiyatımızda Kurtuluş Savaşı’nı anlatan yapıtlardan birisidir. Roman Kurtuluş Savaşı’nın hangi koşullarda yapıldığını, kazanıldığını anlatması açısından önemlidir. Yapıt Karadeniz Bölgesi Kuvayi Milliye hareketi ile bilgiler vermenin yanında ülkenin değişik yörelerin de verilen savaşım hakkında da okuru yer yer bilgilendirmektedir. Yazar, yapıtında bölgesindeki gelişmeleri ülke geneliyle birlikte vermiştir.

RAHİME KAPTAN YAŞADI MI?

“Cart Curt “ adlı yapıtında, “Hürriyet’in İlanıyla Dünyaya gelmişim” diye başlayan yazısını daha sonra Kurtuluş Savaşı’ndan söz ederek sürdüren Rıfat Ilgaz, Rahime Kaptan’ı tanıdığını yazıyor. Gerçek olaylara dayanmaktadır, bu yapıt. Rahime Kaptan diye birisi var, diyebiliyoruz eldeki kaynaklara dayanarak.

“Halime Kaptan”ı yazar çok önceleri Rahime Kaptan adıyla yazar, yerel gazetede yayımlatır,“Sarı Yazma” adlı yapıtında da belirtildiği gibi. Daha sonra Rıfat Ilgaz, “ Halime Kaptan” adıyla yapıtı yayımlar. “Sarı Yazma” romanında yazar, Rahime Kaptan’ın torunundan söz eder.

“…Beton yoldan Rahime Kaptan’ın torunu geçiyor, Özel Saymanlık Memuru Hasan Demirel… Böyle her sabah ninesinin gelin gittiği Memiş köyünden çıkar yola, işinin başında vaktinde bulunmak için . Bu bayram köyüne alıp götürecek beni. Ninesinin gözünü ayırmadığı Karadeniz’e biraz da onun baktığı kıyılardan, onun gözüyle bakacağım. “Rahime Kaptan” adıyla yazacağım romanım için …” (Sarı Yazma, s.344)

Rıfat Ilgaz, Rahime Kaptan adlı romanını beşinci sınıfı bitirdiği bir yaşta yazar, Sarı Yazma’da anlattığına göre. Romanın yayımlanması için uğraşır da.

“… Rahime Kaptan’ın tam yanındaymış gibi anlatıyorsun! Bu anlattıklarını olduğu gibi yazmışsan, roman olmuştur yazdıkların. Demek, roman yazmak o kadar zor değildi. Nusret Usta her şeyi bilirdi. Bu basımevi onundu. Vilayetin gazetesi Güzel Samsun burada çıkıyordu.” ( Sarı Yazma,s.62)

Halime, bir erkeğin yapabileceği her işin üstesin den gelen birisidir.Korkusuz bir duruşu, “..rastıksız, düzgünsüz yanık yüzü” vardır. (Halime Kaptan, s.108) Bütün köylülerden, kadınlardan farklıdır, dış görünüşüyle. “Güzel miydi? Böyle kendine güvenen, güzelliğe alışılagelen önemi vermeyen” (Halime Kaptan, s.118) birisiydi.

SAVAŞ, İŞGAL VE YOKSULLUK

Yapıt, Kurtuluş Savaşı’na katılan tüm kadınları simgeleyen bir Karadeniz kadınını, “Halime Kaptan”ı anlatmaktadır. Yazar yurdun öteki yerlerinde büyük yararlılıklar gösteren kadınlardan da söz eder.

“… Kastamonu yolunda, gene çoğu kendisi gibi kadınların “Ho…” deyip sürdüğü kağnılarla Ankara İstasyonu’na indirilecekti. Eğer bu savaş kazanılacaksa böyle kazanılacaktı. Erkeklerine cephelerde tutkulu siyaset adamları tarafından yüzyıllardır kıyılan bir memleketin kurtuluş savaşına kadınlar da karışmalıydı.” (Halime Kaptan, s.111)

Bir yerde güç koşullarda insanımızın neleri başardığının ve başarabileceğinin de bir kanıtı. Roman gerçekten yaşamış bir kadının yaşamı üzerine kurulmuş.

Roman oğlu askerde olan Temel Reis’in gelini ve torunuyla işgali yaşayan bir ülkenin küçük bir yerindeki geçim mücadelesini anlatarak başlıyor. Çünkü halk olabildiğince yoksuldur. Zorunlu gereksinim maddeleri yoktur. Yazarın deyişiyle ekmek “vesika” ile verilmektedir. Hemen hemen genç erkek hiç kalmamıştır, hepsi askerdedir. Çocuk sayılabilecek yaştakiler “onbeşliler” bile askere alınmıştır.

“… Her birinin cephede bir iki oğlu oğlu, b ir iki damadı vardı. Sağlıklarından haber alanlar bile sözünü edemiyorlardı çocuklarının. B u iyi haberlerden her zaman için gocunacak, alınacak biri b ulunurdu aralarında.” (Halime Kaptan, s.19)

ASKER KAÇAKLARI, ÇETELER VE…

Yazarın, kimi yapıtlarında ( Sarı Yazma) çok aşağılık gördüğü “asker kaçakları”… Asker kaçakları bölgede kalanların başına çeteler gibi beladır. Asker kaçaklarını “namussuzların namussuzu” olduğunu belirtir.

“..İnsanların en namussuzu kimdir bilir misin? Herkes toprağı için cephelerde dövüşürken düşmanı da budur. Namussuzların namussuzu da… Yani asker kaçaklarıdır. Pek az olsalar da gene eksik değillerdir buralarda.” (Halime Kaptan, s.24)

Halime de asker kaçaklarını sevmez. Hatta kocası Sabri böyle bir şeyi denemeye kalkar. Halime onun yeniden orduya katılmasını ister ve kocasının askerden kaçmasını önler.

Çeteler halk üzerin de terör estirmektedir. Mallarına, canlarına, namuslarına göz koymaktadır.

Halkın başına bela olanlar sadece asker kaçakları, çeteler, yoksulluk değildir. Bunların dışında Pontus devleti kurma düşünde olan yapıtta “Pontusçular olarak belirtilenler de vardır. Yapıt boyunca Pontusçuların faaliyetlerinden söz edilir. Bunlar düşman olarak gösterildiği gibi, yurdu bölmek isteyenler olarak geçer romanda.

“..Pontusçular varmış oralarda. Memleketimizi bölmek isterlermiş.” (Halime Kaptan, s.70)

KARŞIDAKİ KARIŞIKLIK

“Halime Kaptan” karşı olarak belirtilen bir ülkedeki karışıklıktan söz eder. Yazar açıkça yazmasa da daha sonra sözünü edeceğimiz gelişmelerden de anladığımız üzere bu ülke Rusya’dır. Türklerin Çanakkale’de işgalcileri geri püskürtmesinden, Çanakkale’nin geçilmez olduğunu anladıktan sonra, Çarlık Rusya’da da iç karışıklık çıkmış ve 1917 Devrimi olmuştur. Halime Kaptan” da sözü edilen karşı ülkedeki karışıklık ve sonrası budur.

İSTANBUL HÜKÜMETİ VE HALK

Ülke işgal edildiğinde, düşmana karşı savaşan Kuvayi Milliye vardır. İstanbul hükümetinin hiç bir yaptırım gücü yoktur. Görünüm şöyledir:Bir yanda işgalciler, bir yanda İstanbul Hükümeti, bir yanda da Kuvayi Milliyeciler. Bu karmaşık durumun içinden çıkmayı her zamanki gibi bilir halkımız.

“Sen, ben neyiz ki bu patırtıda? Hepimiz bir araya gelirsek bir güç oluruz ancak. Bir şeyler dönüyor ortada… Neredeyse İstanbul’a düşman gemileri girecekmiş. İstanbul’a İngiliz’i, Fransız’ı, İtalyan’ı girdi mi çekiver kuyruğunu. Padişah padişahlığını, sadrazam sadrazamlığını yapabilir mi o zaman?”

“…..”

“Milletin askeri… Ben Haşim Bey’le görüştüm Yakında çok şeyler olacak, dedi, şimdiden hazır olalım !”

Halkımız, gelişmeleri iyi gözlemekle birlikte, kendi sorununu kendisinden başka kimsenin çözemeyeceğinin bilincindedir.

Düyunu Umumiye’den yapıtın değişik bölümlerinde söz edildiğini belirtelim hemen.

“…Gümrük muhafaza memurları, Düyunu Umumiye’nin yolcuları yardımlarına koşarlardı.” (Halime Kaptan, s. 38)

MUSTAFA KEMAL VE KUVAYİ MİLLİYE

“Halime Kaptan” bir Kuvayi Milliyeci olur. “Halime Kaptan” kendisine gemici kağıdını Kuvayi Milliyecilerin verdiğini söyler. Karadeniz’den bir çok denizci gibi takalarıyla ölümü göze alarak cephedekilere gerekli, olan silahları taşır, karşı kıyılardan.

“”…Ben çok karışık işlere girmedim; ama şunu da öğrendim en sonunda: Bu kıyılarda iyi insanlar da yaşıyor, kötü insanlar da… Zembilimde gemici kağıdım var… İnebolu Limanından aldım. Kuvayi Milliyeciler verdi bana. Sandalımdaki Halil’le Zeynel de Cide Limanından almış. Zeynel’i askere çağırıkları için getirdim onu. Bilirin ben asker kaçağını evime bile sokmadım. Kayığımı da sokmam.” (Halime Kaptan, s.104)

“Halime Kaptan” Kuvayi Milliyeci’dir ve romanın son bölümlerinde anlatıldığı gibi İngiliz İşgali altındaki İstanbul Boğazından cephane geçirecektir. Boğaz düşman denetimi altındadır. “Halime Kaptan” ne olursa olsun bu cephanenin yerine ulaşması gerektiğinin bilincindedir. İngilizlere yardımcı İstanbul Hükümeti’nin adamlarıdır. İstanbul Hükümetinin görevlileri cephanenin Kuvayi Milliyecilere ulaşmasını işgalcilerle birlikte engellemek isterler. Ama hiç b ir zorluk bizim kaptanı yıldıramaz ve..

Mustafa Kemal’e inanmaktadır,” Halime Kaptan,” ülkenin daha güzel günlere gideceğine ilişkin.

“Hem yürüyor hem düşünüyordu. Mustafa Kemal’i görmemişti ama, onun bir çok iyi şeyler yapacağına inancı vardı” (Halime Kaptan, s. 108)

“Halime Kaptan,” Kurtuluş Savaşı’nın sosyal-siyasal ve ekonomik koşullarını roman kalıpları içerisinde başarılı bir şekilde vermiştir, yazar.

Rıfat Ilgaz, “Halime Kaptan” adlı yapıtında ülkemizin bir bölümünde Kurtuluş Savaşı yıllarını günlük yaşam içerisinde, öteki yapıtların da olduğu gibi dar bir bölgeye sıkışmadan ülke genelini de kucaklayarak anlatmıştır. Yerelde sıkışıp kalmamıştır, ulusala giden yolu bularak oradan da evrensele… Kısaca söyleyecek olursak yerelden ulusala oradan da evrensele ulaşabilen yazarlara verilebilecek en iyi örneklerden birisidir, Rıfat Ilgaz.

————————————————————————————————-

-Halime Kaptan, Rıfat Ilgaz, roman, Çınar Yayınları, 2005- İstanbul

-Sarı Yazma, Rıfat Ilgaz, roman, Çınar Yayınları, 2005- İstanbul

-Cart Curt, Rıfat Ilgaz, yazılar, Çınar Yayınları, 1997- İstanbul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016