OkulBil TV

Eğitim - haber - Sanat

“ANADOLU’DA AYDINLANMA ATEŞİNİ YAKANLAR” -hasan akarsu

 

“ANADOLU’DA AYDINLANMA ATEŞİNİ YAKANLAR” (*)

 

Eğitimci, yazar Erdal Atıcı, 1963 Muğla-Ortaca-Mengenli Köyü doğumlu. Öykü
yapıtlarıyla tanınan yazarın yeni yapıtı, “Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar- Köy
Enstitülülerle Nehir Söyleşiler”. Söyleşilerde, on iki eğitimci ve yazarımızı yaşamöyküleriyle
birlikte tanıma olanağını buluyoruz. Onlar, “kendi binalarını kendileri yaptılar…Atandıkları
köylerde halktan yana tavır aldılar”.
Köy Enstitülü yazarlarla söyleşilerde, 1930 ve sonrası yılların Türkiye’sinden kesitler
yer alıyor. Yoksul köy çocuklarının umarsızlık içinde, bir umuda sarılarak bu okullara
nasıl gittiklerine tanık oluyoruz. İlkokul yıllarında Mahmut Makal, köylerinin üstünden
geçen uçağa, “Atatürk’ün uçağı” diyerek el salladığını anımsıyor ve 1943 Mart’ında İvriz
köy Enstitüsü’nde buluyor kendini. Öğretmenlerinin seçilerek atandığını biliyor. Şimdi
ise, “öğretmen var mı, yetiştiriliyor mu?” diye soruyor. Öğretmenliğinin ilk yıllarında, “Bir
Köy Öğretmeninin Notları” başlığında Varlık’ta yazıyor ve ardından Bizim Köy adlı ünlü
yapıtı geliyor. Örgütçülüğüyle de bilinen Makal, yurdumuzun sömürü ve soygun alanından
çıkması gerektiğini vurguluyor.
İsmail Hakkı Tonguç’un oğlu Dr. Engin Tonguç, “Gözümüzü dört açıp ulus devletimize
sahip çıkmalıyız” derken, Ankara’daki öğrencilik yıllarında, Saffet Arıkan’ı, Bakan Yücel’i
tanıdığını, Atatürk’ü de iki kez gördüğünü anlatıyor. Baba-oğul ilişkilerinde, özgürlüğün
önemli olduğunu, babasının meslek seçimine karışmadığını belirtiyor. Babasının İnönü’ye
kırgın olduğunu o da biliyor. Köy Enstitülerine eğilmesinin nedenini, “bir tanıklıktan
kaçmama çabası” olarak yansıtıyor. Gerçek Köy Enstitülerinin bugün açılamayacağını
savunuyor.
Yazar Erdal Atıcı, Köy Enstitülü yazarlara, genelde aynı soruları soruyor. Köy
Enstitülerindeki eğitim sistemini yansıtacak sorulardan sonra, günümüz eğitim sistemiyle
ilgili görüşlerini alıyor, ayrıca bu okulların bugün açılıp açılamayacağını soruyor. Yanıtlar da
ilgimizi çekiyor ister istemez.
1927 doğumlu Mustafa Aydoğan, Çifteler Köy Enstitüsünde okurken Tonguç’un
öğretmenlere sürekli okumayı önerdiğini anımsatıyor. Kitap tanıtma yarışmalarına yer
veriyor. Yüksek Köy Enstitüsü’nden 1947 yılı Mayıs’ında Yedek Subay Okulu’na gittiklerini,
dörtte birinin çavuş çıkarıldığını belirtiyor. Şimdiki eğitim sistemimizdeki dinci-ırkçı
yapılanmayı tehlikeli bulduğunu belirtiyor.
Naciye Makal, “Köy Enstitüsü bize, esen rüzgarlara karşı dik durma becerisini
kazandırdı” derken Aksu Köy Enstitüsüne çileli gidişini, ilk günlerde okuldan kaçmak
istediğini, gerçek eğitimci Hamit Özmenek’in sahiplenmesiyle okulunu sevip nasıl başarılı
olduğunu anlatırken imreniyorsunuz. Mahmut Makal’la evlendikten sonraki yaşantısına da
yer veren Naciye Makal, “taşımalı eğitime ucube” diyor, dershaneleri, özel okulları “rezalet”
olarak nitelendiriyor.
Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu, Malatya Akçadağ Köy Enstitüsüne gidişini, Müdürleri
Şerif Tekben’in yöneticiliğini, eğitimcibaşının örnek davranışını, öğretmenlik yıllarındaki
çalışkanlığını, örgütçülüğünü anlatırken, o yılları bize yeniden yaşatıyor.
Pakize Türkoğlu, Aksu Köy Enstitüsü ve Yüksek Köy Enstitüsü yıllarını anlatırken,
değerli öğretmenlerinden Tonguç’u, Sabahattin Eyüboğlu’nu, Prof. Dr. Hikmet Birant’ı,
Selahattin Batu’yu, Dr. İbrahim Yasa’yı saygıyla anıyor. Bu okulların politik nedenlerle
kapatıldığını vurguluyor.

Prof. Dr. Ayşe Baysal, İvriz Köy Enstitüsü yıllarını anlatırken, bir kızın karma eğitim
veren uzak bir yere gitmesinin çevrede nasıl kınandığını belirtiyor. Tüm zorlukları aşarak
okuduğunu, ABD’den burs alarak, doktorasını yapıp beslenme uzmanı olarak çalıştığını
vurguluyor. Bir ara, onun mercimekle ilgili kampanya başlattığını anımsıyoruz.
1926 Ömerler Köyü doğumlu Talip Apaydın Çifteler Köy Enstitüsü yıllarını anlatırken,
köyden yeni gelmiş bir öğrenci olarak “Saate bakmayı” bilmemenin sıkıntısını nasıl
yaşadığını iç burkarak yansıtıyor. Şimdi düşünüyoruz da, saate bakamamaktan, roman
yazarlığına, ozanlığa, müzik öğretmenliğine uzanan bir uzun süreç geçiyor gözlerimizin
önünden. İşte Köy Enstitüsü gerçeği budur diyebiliyoruz gönül rahatlığıyla. Eşi olan Halise
Apaydın da Cılavuz Köy Enstitüsünden, yurtsever bir öğretmen olarak yetişiyor. Hasanoğlan
Yüksek Köy Enstitüsünde, onu gerçek bir tiyatro sanatçısı olarak görüyoruz. Tiyatro
öğretmeni Ulvi Uraz’ın aktirist olma önerisini geri çeviriyor.
Savunman, hukukçu Halit Çelenk, sosyalizme olan inancını vurgularken, asılan
Deniz’lerin davasına, sosyalist oldukları için baktığını söylüyor:”Gerçek yurtseverler
bağımsızlıkçılardır, antiemperyalist olanlardır ve emperyalizme karşı mücadele verenlerdir.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları bu nitelikte insanlardı ve onların da gerçek yurtsever olduğunu
düşünüyorum. Çünkü bu uğurda canlarını vermekten çekinmediler” (s.223).
Pazarören Köy Enstitüsünü bitiren Eyüp Yaşar, okuldaki ilk günlerinde, okulun genel
kullanım alanlarının nasıl tanıtıldığını, sonraki günlerde, öğretmen-öğrenci ilişkilerini,
haftalık çalışma değerlendirmelerini överek anlatıyor. Yaparak-yaşayarak öğrenmenin
önemini vurguluyor. Bugünkü eğitim sisteminde, paralı eğitime son verilmesini, eğitimin
çağın gereklerine öncelikle uyarlanmasını istiyor.
Eğitimci, yazar Osman Şahin, Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsüne çok şey borçlu olduğunu
belirtiyor. Öykülerindeki derinliğin Fırat kenarındaki köylülerin, Mersin’in köylerindeki
Yörüklerin yaşantılarından kaynaklandığını vurguluyor. Acı da olsa bugün Türkiye’nin
devrimi yitirdiğini söylemekten çekinmiyor.
Yazar Erdal Atıcı, “Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar”la söyleşilerin süreceğini
sezdiriyor. İyi ki bu çalışmaya başlamış diyoruz. Köy Enstitülerinden yetişenlerin ne değin
değerli olduklarını anlarken, bu okulları kapatanların ne değin büyük bir yıkıma neden
olduğunu da görüyoruz.

(*) Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar-Köy Enstitülülerle Nehir Söyleşiler-Erdal
Atıcı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, Şubat 2010, 288 s.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OkulBil TV © 2016