kara keşiş-mustafa aslan
kara keşiş-mustafa aslan Yazının Tamamını Okuyun »
kara keşiş-mustafa aslan Yazının Tamamını Okuyun »
ALMANLARIN ‘MURTAZA’SI
Siegfried Lenz Alman Edebiyatı’nın ülkemizde bilinen yazarlarından biridir. Ülkemizde yakınlarda Everest Yayınları arasında çıkan ‘Almanca Dersi’ adlı yapıtı II.Paylaşım Savaşı yıllarını anlatıyor. Edebiyatımızda da dünyanın yaşadığı bu felaket yıllarını anlatan saygın yapıtlar bulunuyor.
‘Murtaza’ ve ‘Almanca Dersi’
Ülkeler değişik olsa da zaman zaman kimi alanlarda benzer durumlarla karşılaşılıyor. Edebiyat alanında da aynı durum söz konusu…
Orhan Kemal’in ‘Murtaza’ ile Siegfried Lenz’in Ayşe Sarısayın’ın dilimize kazandırdığı ‘Almanca Dersi’ adlı yapıtlar arasında kimi benzerlikler görülüyor. Anlatıcılar farklılık gösterse de azımsanmayacak ortak noktaları görüyoruz.
Orhan Kemal, Lenz’in ‘Almanca Dersi’ adlı romanını okuduğunu, kahramanı ‘Murtaza’nın ikizi sayabileceğimiz Alman polis memurunu tanıdığını sanmıyorum. İki yazarın birbirinden etkilenmesi söz konusu değildir.
İki yapıtın ortak noktaları arasında kahramanların kolluk görevlisi ve görevlerine çok düşkün kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Kolağası Hasan Bey’in yeğeni olan Balkan göçmeni ‘Murtaza’ özel güvenlik görevlisi, ‘Almanca Dersi’nin kahramanı ise bir polis. Her iki yapıtta iş iki kahramanın psikolojik yapısında düğümleniyor. Görev tutkusu her şeyin üstündedir, farklı dillerde yazılmış ‘Murtaza’ ve ‘Almanca Dersi’ adlı romanların kahramanları için. İki kahraman da çocuklarına hiç iyi davranmazlar. Orhan Kemal’in kahramanı kızını döverek öldürürken ‘Almanca Dersi’ndeki polis memuru çocuğuna karşı şiddet uygulamaktan geri kalmıyor.
Lenz’in ‘Almanca Dersi’ adlı romanındaki kahramanı çocuklarına karşı alabildiğine şiddet uygular, onun için önce görev gelir. Hatta Nazilere katılmayıp kendini sakatlayan oğlu Klaas’a ve… Romanının anlatıcısı ve önemli kahramanlarından küçük oğlu Siggi’nin polis memuru babasının yanında bir değer taşımadığı görülüyor.
“Kararı beni şaşırtmıştı, o zamanki algılarıma göre her şeye rağmen hafif kalmıştı çünkü Klaas’a verdiği ceza, evin yasaklanmasıydı:Dinleyin! Ben yaşadığım sürece bu evden içeri adım atamaz. Ayrıca Klaas’ı düşünmek, adını söylemek de yasak!” (s.367)
Orhan Kemal ve Siegfried Lenz farklı dillerde yazsalar da kahramanlarının ortak yanlarının olması, benzer tipleri ortaya koymalarını engellemiyor. ‘Murtaza’ ve ‘Almanca Dersi’ adlı yapıtlardaki Murtaza ve polis kahramanı birbirine birçok açıdan benziyor. Onun için Almanların ‘Murtaza’sı diyebiliriz.
Siegfried Lenz, Almanca Dersi, Çeviren:Ayşe Sarısayın, I.Basım:Everest Yayınları, İstanbul-Nisan 2012
ALMANLARIN ‘MURTAZA’SI
Siegfried Lenz Alman Edebiyatı’nın ülkemizde bilinen yazarlarından biridir. Ülkemizde yakınlarda Everest Yayınları arasında çıkan ‘Almanca Dersi’ adlı yapıtı II.Paylaşım Savaşı yıllarını anlatıyor. Edebiyatımızda da dünyanın yaşadığı bu felaket yıllarını anlatan saygın yapıtlar bulunuyor.
sultanı öldürmek-mustafa aslan
‘Sultanı Öldürmek’ Ahmet Ümit’in edebiyat tarih ve psikoloji üçgeninde kurguladığı bir polisiye roman.
Edebiyat – psikoloji ve tarih
Ahmet Ümit ‘Sultanı Öldürmek’ adlı romanında Tolstoy ve Dostoyevski’nin yapıtları üzerinden Freud’la bağlantı kurularak Fatih Sultan Mehmet dönemine uzanılıyor. Yapıtta, Dostoyevski ve Tolstoy’un yapıtlarındaki baba katilliği izleğini Freud’un “Dostoyevski ve baba katilliği” makalesiyle ilişkilendiriliyor.
“Oysa havlu, diş fırçası, diş macunu, gece terliği, gargara ilacı, yarıda bıraktığım Tolstoy’un Kroyçer Sonat’ı, bir de Babinger’in Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı da vardı” (s. 497)
Fatih öldürüldü mü?
‘Sultanı Öldürmek’ adlı yapıtında, Ahmet Ümit Osmanlı’daki iktidar kavgasını nedenleriyle veriyor. Bunu Hititler’den başlatarak Osmanlı’ya oradan da… Roman asıl itibarıyla ilk bakışta iktidar kavgasını Osmanlı’da sonlandırıyor gibi. Ama öyle değil!
Ahmet Ümit her ne kadar bir tarihçi olmasa da, ‘Sultanı Öldürmek’ adlı romanında kimi tarihi konulara değiniyor. Bunlardan bir tanesi de Fatih’in zehirlenerek öldürüldüğü dür. Yazar romanda bu konuda kesin bir sonuca bilerek ve isteyerek ulaşmıyor. Okuru özgür bırakmayı yeğliyor, Fatih’in zehirlenerek öldürüldüğü konusunda. Fatih’in zehirlenmesi konusu bir karar bağlanmıyor ama okura koskocaman bir soru işareti bırakılıyor.
“Fatih’in zehirlenip zehirlenmediği meselesine gelince eski sevgilimin ölümüyle tümüyle kapandı.” (s.511)
Çocuk psikolojisi
‘Sultanı Öldürmek’in önemli yanlarından birisi de çocuk psikolojisi üzerinde durmasıdır. Romanın iki önemli karakterinden birisi Fatih Sultan Mehmed olarak çıkıyor karşımıza. Yapıtta çocukluğuna iktidar kavgası çerçevesinde inilen de Fatih’in ta kendisidir. Çünkü Fatih on dört yaşında tahta çıkar ve …
Roman Fatih’in ikinci kez tahta çıkışı ve sonrasında yaptıklarının altında çocukluğunda yaşadıklarını işaret ediyor.
Ahmet Ümit’in ‘Sultan’ı öldürmek adlı romanı psikoloji, edebiyat ve tarih ekseninde kotarılmış bir roman. Tarihi konulara da ağırlıklı olarak değinen yapıtta Fatih dönemi öncesi ve sonrasıyla birlikte Hititlere kadar uzanan bir iktidar mücadelesi tarihi de veriliyor, günümüze de kimi göndermeler yapılarak.
Ahmet Ümit, Sultanı Öldürmek, I. Basım:Everest Yayınları, İstanbul-Nisan 2012
SAVAŞ ORTASINDAKİ BİR BİLİM İNSANIN FEDAKÂR ÇALIŞMALARI
Bulgaristan’ın yetiştirdiği önemli siyaset ve bilim insanı Prof. Dr. Bogdan Filov’un çok önemli bir eseri Türkçeye geçtiğimiz yıl çevrildi. “Rumeli’nin Esaret Günleri” ismiyle yayınlanan kitabı, Bulgar tarihi ve folkloru üzerine uzman olan –sınırlı sayıdaki- çevirmen ve akademisyenlerimizden Doç. Dr. Hüseyin Mevsim çevirmiştir.[1]
Prof. Dr. Bogdan Filov’u Türk okuru bu kitap sayesinde yakından tanıma fırsatı elde etmiş oldu.[2] Arkeolog eğitimi alan Bogdan Filov’un, akademik hayatı oldukça başarılıdır. Doktora eğitimini Almanya’da tamamladıktan sonra 1906’da Sofya Ulusal Arkeoloji Müzesi’nde görevlendirilir. Daha sonra bu müzenin müdürü olarak (1911–1920) görev yapar. Arkeoloji Enstitü Müdürlüğü, Sofya Üniversitesi öğretim üyeliği, Rektörlüğü, Bulgar Bilimler Akademisi Başkanlığı görevlerinde bulunur.
Siyasi yaşamında Milli Eğitim Bakanlığı, bazı bakanlıklar ve Başbakanlık yapmıştır. II. Dünya Savaşı yıllarında başında bulunduğu kabine Nazi Almanya’sının baskısı altında ABD ve İngiltere’ye savaş açarak Savaşa katılır. Bilindiği üzre Bulgaristan mağlup devlet arasındadır. 1940–44 yılları arasında görev alan bakanlarla birlikte 2 Şubat 1945’te yeni iktidar tarafından kurşuna dizilir. Mal varlığı ve Ordinaryüs Profesörlük dışında bütün akademik unvanları alınır. 90’lı yılların başına kadar akademik ve siyasi hayattan silinir. 1996’da Yargıtay tarafından aklanır. Yazının Tamamını Okuyun »
ORHAN ÇUBUKÇU’nun Nevzat Üstün Öykü Başarı Ödiülü’nü alan “Yılan Islığı adlı öykü kitabında yer alan ürünler dünden bugüne yaşanan değişimleri rahatlıkla görebileceği
öykülerden oluşuyor. Yazının Tamamını Okuyun »
Güngör Gençay, edebiyatımızın gönlü engin şairlerimizden birisi. Dizelerini bırakarak sonsuzluğa gitti. Ardında dizelerin dışında dostluklar da bıraktı. Edebiyatın zaman zaman siyasetle kesiştiği dost sıcaklığının ısıttığı Güngör Gençay’lı ortamlarda bulunmayan kişi sayısı azdır.
İran Edebiyatı’nın önemli adlarından Şeyh Sadi Şirazi (1193–1292)
21 Nisan günü adına düzenlenen bir dizi etkinlikle Tahran’da anıldı. Yazının Tamamını Okuyun »
همکاری شاعران بعد از همایش نیز تداوم یابد
| 31 فروردين 1389 ساعت 12:14 |
es be süleyman es
‘Es Be Süleyman Es’ Salim Şengil’in yedi öyküsünü topladığı bir yapıt.
Yazar önsöz yerine yazdığı açıklamada öykülerin serüveni hakkında
kısa bilgi de veriyor.
‘Seçilmiş Hikayeler’ ve ‘Dost’ gibi dergileri de yayınlayan Şengil’in
öykü serüveni hakkında kitabın başındaki açıklama sayesinde okur
bilgileniyor.
değişim, yazar ve yapıt
Yazarın ve yapıtın dünya değişirken bunun dışında kalması olası değildir. Yazar ve yapıt da ister istemez değişmek zorundadır. Ya da değişimin ateşi onu yakıp kül edecektir. Yazar yazdıklarıyla tarihe kimi not düşerken değişimleri de bu notları sayesinde aktarır.
Salim Şengil’in ‘Es Be Süleyman Es’ adlı yapıtındaki öyküler de değişimi veriyor, zaman içindeki serüvenine göre. Bugünden öykülerin yazıldığı yıllara bir gezinti yaparsak aradaki değişimden doğan farkı daha iyi görüyoruz.
Salim Şengil’in ‘Es Be Süleyman Es’ adlı yapıtında yer alan öyküler oldukça doğal ve sıcak. Yazar zorlamaya fazla gereksinim duymamış. Mutlaka sonu şöyle ya da böyle bitireceğim diye öyküde kimi kırılmalara gitmemiş. Tersine küçük bir kentten küçük insanların görünümünü günlük yaşam içinde sıkça rastlayabileceğimiz olaylar içinde veriyor, iki öykü dışında.
‘Es Be Süleyman Es’ dergicilik vb. nedenlerle çok fazla öykü yazmayan Salim Şengil’in sımsıcak insan sevgisi kokan öyküleri yer alıyor. Öyküseverlere önerilir…
———————
Salim Şengil, Es Be Süleyman Es, 2. Baskı:Yazko Yayınları, İstanbul-1983
nbul-1983